Nereye Yürüyorum?

Bayağı doğum sancısı yaşadım sayılır bu son haftalarda. Bu gördüğünüz websitesi mesela.

Yazılar, ilgi alanları, projeler, fotoğraflar, hatta arşiv çalışması derken hayatımı yıllarca öncesine geri sarmış, film gibi izlemiş oldum.

Ben ürettiklerimi derler, yenilerini üstüne eklerken koca bir ekip de bu sitenin tasarımı ve fonksiyonel şekilde çalışması için uğraştı. Hanife Hanım’la Göktürk kafelerinde önümüzde laptop’lar çay ve kahve eşliğinde geçen saatler ve bitmeyen yazışmalar sonrasında işte karşınızdayız:)

Bu site benim küçük televiyonum, gazetem. Merak edenler benim dünyamda ne olup bitiyorsa artık burada bulacak. Sitem yeni bebeklerimden biri, her geçen gün yeni malzemelerle büyüteceğim onu.

Sırf bu amaçla depo olarak kullandığımız eve gidip tonlarca koliyi karıştırmak için bile motive vaziyetteyim, düşünün artık.

Bu arşiv işi sardı beni çok! Eski hayatlarımdan, eski benlerden ‘an’ları yakalayan fotoğraflar, 90’lı yılların saçı, başı, takılarıyla sunduğum TV programları, çocuklarımın bebeklikleri, eski yaşamlar..

Bir yandan yeni olan her şey..

Müziğim gibi…

Ben kendi halimde çalıp söylüyordum yıllardır.

Derken güvendiğim bazı müzik insanları sesimi daha çok kişiyle paylaşmam gerektiğine beni ikna ettiler. ‘Bilmem ki..’ dedim..

Beni, söylemeyi sevdiğim şarkıları çok kişi dinlemek ister mi?

‘İstemez mi?’ dediler… Menajerim Oğuz Arınmış bana güven verdi.  Ve hala azıcık çekinceyle- müzik sektörünün değişmez görünen bazı kuralları beni yirmili yaşlarımda korkutmuştu– ama çok sevgiyle, tutkuyla, eğlenerek, güle oynaya stüdyoya girdik.

WePlay’in sahibi, gerçek bir müzik aşığı Haluk Polat,Son Arzum’u söylemem için bana ilk önerdiğinde cevabı heyecanla çarpan kalbim vermişti çoktan. Bir çırpıda hazırlanan şarkı, büyük tesadüf sonucu Endemol’deki çok sevgili dostlarım aracılığıyla her hafta rating rekoru kıran Paramparça dizisinde yayınlandı.

Ve huzurunuzda… Umarım seversiniz. Çünkü bu proje iyi niyetle, sadece müziğe hizmet etmek isteyen bir avuç çocuk ruhlu insanın biraraya gelmesiyle doğdu.

Bir yandan da Son Arzum, ve teker teker size sunacağımız diğer şarkılar da beni seçti sanki. Tuhaf gelebilir, ama aynen öyle oldu. Sanki bu şarkılar bir küçük tim kurdular, beni nazikçe doğru insanlar ve adımlara yönlendirdiler. Ve ben nasıl olduğunu anlamadan kendimi tüm diğer işleri reddetmiş ve müziğe adamış buldum.

Bütün gün ne yaptım bir yandan biliyor musunuz? Bu siteyi kurarken elime aldığım onlarca arşiv DVD’sinde benim için çok değerli haber yayınlarımı izliyorum. Evim gibi stüdyomdan, Meclis’e, Brüksel’den Washington’a yaptığımız yayınları.. Şimdi her biri müdür olan eski muhabir arkadaşlarımı.

İçim o dönemin enerjisi, hızı ve dinamizmiyle doluyor bir anda. O haber ikliminde, yayınların her saniyesinde o kadar ‘ben’im ki

Ama sanki hayatımın bu döneminde bir başka ben, içimde yıllardır bekletilmiş sanatçı artık dışarı çıkmak istiyor. Deli gibi senaryo yazıyor, sahne çalışıyor, sinema izliyor, çiçeğe-böceğe-göğe bakınca ağlıyor, gülüyor, durmadan şarkı söylüyor da söylüyor.

Bakalım bu yol beni nereye götürecek?

Hiç bir fikrim yok. Tek bildiğim içimden geleni, kalbimden geçeni yaptığım. Keyfim, huzurum çok yerinde.

Uzun lafın kısası…Nereye gidiyorsak, sizinle birlikte gideceğiz. Zira benim neredeyse bütün hayatım, tüm başarılarım, başarısızlıklarım, sevinçlerim, üzüntülerim sizin gözünüzün önünde yaşandı.

Eğer fazlasını ve ‘gerçek olanı’ merak ediyorsanız, arada bir buraya uğrayın.

Beni çocuk yaşta üne kavuşturan, hep daha iyisini yapmam için motive eden ilginize müteşekkirim.

İyi ki varsınız.

Kuru Ciltler İçin Nemlendirici Avokado Maskesi

Avokado içindeki yağ asitleri ve anti oksidan vitaminler cildimiz için çok değerli. Fırsat buldukça avokado yer, iyice olmuş olanları da yüzümüz, ellerimiz ve saçlarımız üzerinde değerlendirrisek bu mucizevi meyveden tam anlamıyla faydalanmış oluruz.

Kıvamının uygun olması ve en besleyici haline gelmiş olması açısından dışı hafif kararmış ve iyice yumuşamış olan avokadoyu seçmeliyiz.

Kuru ciltleri NEMLENDİRMEK, ince kırışıklıkları açmak ve ton farklılıklarını azaltmak için haftada bir kez uygulanmasını tavsiye ettiğim avokado maskesi:

Malzemeler:

1 avokado
1 yemek kaşığı bal
1 yemek kaşığı yogurt
2 çay kaşığı badem yağı

Avokadoyu soyup çatalla ezin. Kremamsı olduğunda içine yogurt ve badem yağını katın. En son balı ekledikten sonra cildinize kalın bir tabaka halinde sürün. Akışkan olacaktır, üstünüze uygun bir kılık giyin, gerekirse omzunuza küçük bir havlu koyun. Kalan malzemeyi ellerinize sürün.
Sonrasında duş alacaksanız, balı karıştırmadan önceki karışımın bir kısmını( avokado+ yogurt+ badem yağı) saçlarınıza maske olarak kullanabilrsiniz.

20 dk bekledikten sonra ılık suyla yıkayın. Üzerine haifi bir nemlendirici sürün.

Böyle Detoksa Can Kurban

Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım da… Şu detoks olaylarını bir türlü kavrayamadım gitti. Hem ‘detoks’ talar. Hem akıllarına esiyor ara verip ülkelerine dönüyorlar. Sonra bir daha geliyorlar. Hoop detoks otelinden çıkıp yan otelde onlarca lahmacun yiyorlar!

Nasıl detoks ki bu? Life Co’cular bizi aydınlatsa ne iyi olur. Benim bildiğim detoks programları sebze suyu ve haplara talim olmak.

Sehayatli, lahmacunlu oluyorsa biz de yapalım..

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Vizyondaki ‘Herkül’den…

Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor ki:

Halkın üzerinde gücün vardı. Ama hırsın yoktu. İstediğin bir şey de. En tehlikeli adamlardır bir şey istemeyenler. Çünkü fiyatları yoktur, satın alınamazlar. Bu yüzden ben de senin itibarını lekeledim, seni gözden düşürdüm

Tarihteki büyük insanlara ve onları yenmeye çalışanlara bakın. Büyük insanların güçleriyle başa çıkamayanlar, hatta bu büyük insanlar öldükten sonra bile büyük miraslarını hazmedemeyenler..

Aynı yol başvurmuyor mu hep?

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

Onun adı Esma Al GulFilistinli bir gazeteci.

Esma, günlük Filistin gazetesi El Ayyam’ın köşe yazarı. Aynı zamanda benim Ortadoğu’yu takip ettiğim kaynaklardan birine, Al Monitor’e yazıyor.

‘Bana bir daha barış demeyin’ diye başlıyor son yazısı.

Esma, Gazze’de savaşın içyüzünü haber yapmak için canını dişine takmış koştururken gelmiş telefon. Geçen Pazar günü. İsrail’in Refah kentine yönelik saldırısında ailesinin dokuz ferdi ölmüş.

60 yaşındaki amcası, yengesi, kuzenleri, kuzenlerinin kızları ve oğulları. En küçükleri 5 yaşındaki Malak ve 24 günlük Mustafa… Hepsi ölmüş… Esma diyor ki “Hiç bir politik bağlantısı olmayan, sadece barış isteyen ailemin cesetlerini sebze meyve dondurucularından topladım”

“Ben de Hamas’ım!

Her birini en son ne zaman gördüğünü teker teker anlatıyor. Ateş düştüğü yeri yaksa da okurken insanın boğazı düğüm düğüm oluyor. Ama benim bu yazıyı yazmama neden olan cümleleri şunlar:

İsrail! Hedefin, nefret ettiğin Hamas’sa bil ki bu öldürdüğün insanların onunla alakası yok. Ama senin için Hamas alelade siviller, çocuklar, yaşlılarsa,  hepimizsek… O zaman bilesin ki binlerce, hatta milyonlarca Hamas destekçisi yarattın artık. Ben de Hamas’ım, biz hepimiz artık Hamas’ız…”

Bu gazeteci aslında kim?

Sevgili okurlar, bu satırların yazarı genç kadın, Hamas’a ve El Fetih’e kafa tuttuğu için defalarca saldırıya uğramış, tehdit edilmiş, hatta bir dönem ülkesine dönmesi yasaklanmış bir gazeteci. Başını örtmeyi reddeden feminist Esma’nın uluslararası ödülü var. Gazze’de sivil hakların nasıl çiğnendiğini yazdığı gazetesi El Ayyam, Hamas tarafından Filistin’de zaman zaman yasaklanıyor.

Cesur, gözüpek, Hamas’ın ne olduğu ortaya döken bir gazetecinin ‘Ben Hamas’ım o zaman’ noktasına gelmesi şaşırtıcı mı?

Yeteri kadar zorlarsanız.. Herkesin içindeki katili, teröristi çıkartırsınız. Kimi için bu malına gelen tehditle olur. Kimi için ailesine biri el uzatsa, kafidir. İsrail’in askeri gücü daha fazla diye bu savaşta daha çok kişiyi öldürebilir. Ama asla kazanamayacak. Hamas da öyle. Ülkeler, hükumetler ve ellerindeki medya istediği kadar birinin ya da öbürünün tarafını tutsun.. Kazanan olmayacak.

Bir an önce, hemen şimdi silahlar susmazsa.. Karşılıklı nefret ve gözü kan bürümüşlük katlanarak artacak.

Olan on binlerce masuma oluyor, dünya dökülen kanı maç izler gibi izliyor, vicdanı olan gözyaşı döküyor… Allah tüm masumları korusun, aklını yitirenlere de akıl ihsan eylesin demekten başka elimizden ne geliyor ki?

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

“Oturmak Öldürüyor”

Depresyon demişken hemen ekleyeyim..

Uzun süreli oturmak insanı depresyona sokuyormuş! Bilgisayar ya da TV başında uzun saatler geçiriyorsanız aman dikkat. Sadece depresyon değil, kalp hastalıkları, dyabet, romatizma ve bazı tip kanserlere ve erken ölüme davetiye çıkarıyor olabilirsiniz. Her gün egzersiz yapan çok fit bir atlet bile olsanız, eğer her gün uzun süre oturduğunuz zaman dilimi varsa bu riskler sizin için de geçerli.

 Vücut, oturdukça yerçekimine daha az maruz kalıyormuş gibi bir ortam algılaması oluyor,  hücreler daha hızlı bozuluyormuş. NASA uzmanları söylüyor. Ofiste ya da evde her 15 dakikada bir uygulamamızı tavsiye ettikleri hareketler var. İlgilenenler için linki tweet’leyeceğim. Bakamayacak olanlarsa her 15 dakikada hareket etsinler, yeter.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir” demişti Robin Williams.

 Ölümüyle milyonları üzen ünlü aktörün sırrı, belki de Ölü Ozanlar Derneği’nde dile getirdiği bu cümlenin içinde saklı.

 Filmin her sahnesi beynime kazınmıştı büyüme çağındayken. Belki de o yüzden vefatını duyunca bulabildiğim her haberi, her ayrıntıyı okudum.

 Ve beni şaşırtan bazı bilgilere ulaştım..

 Robin Williams’ın manik depresif olduğuna ilişkin iddialar varmış eskiden beri. Sadece depresyon değil yani. Manik depresif (bipolar) bozukluk, insanın ruh halini ekstrem mutluluk ve coşkudan, dayanılmaz acı ve depresyona sürükleyen ciddi bir hastalık.

 “Komedyenlerin çoğu ‘bipolar’ dır.”

 Oxford Üniveristesi akademisyenleri geçen Ocak ayında komedyenler üzerine bir araştırma yapmış. Komedyenlerin ‘sıradışı’ bir kişik profiline sahip oldukları gözlenmiş. Bir yandan çok dışa dönük, ve manik. Öte yandan içe kapalı, depresif ve hatta şizoid. Bu sonuca şaşıran profesörler “Büyük ihtimalle manik ve dışa dönük taraf- yani komedyenlik yapan taraf– depresif tarafla başa çıkmayı kolaylaştırıyor”  diyor.

 ‘Bir Manik Depresifin Gizli Hayatı’ diye bir belgesel hazırlayan İngiliz komedyen ve yazar Stephen Fry da geçen yıl, kendini öldürmeye kalktığını da itiraf etmiş.

 Televizyon yapımcısı John Lloyd, kendi de bu hastalıktan çektiğini söylerken, sinema ve televizyon sektöründe çok fazla bipolar komedyen olduğunu iddia ediyor.

 Lloyd, Robin Williams için de “Tam bir dahiydi. Sadece depresyonda olan adamın böyle yaratıcılık patlamaları olamazdı. Bence o da kesin bipolar’dı” diyor.

Ya bizim komedyenlerimiz?

Zihinsel olarak dengeli insan için dünya nasılsa öyle. Yaratıcı insansa dünyayı değiştirmeye meraklı, bir de sanatçıysa kırılgan ve algıları yüksek. O yüzden değiştiremediği şeyler için acı çekiyor. Eğlenip eğlendirdiği, formunun zirvesinde ve yaratıcı olduğu zamana bir uyuşturucu gibi bağlanıyor. O ‘zirve’ olmadığında da çöküyor.

Yakından/uzaktan tanıdığım bizdeki komedyenleri düşündüm. Bipolar olan var mı bilemem- zor bir hastalık, Allah korusun- ama neredeyse hepsinin içe kapalı, yalnız kalmayı isteyen, kırılgan bir tarafları olduğu kesin.

Demek ki bu tip bir yaratıcılık da faturasız gelmeyebiliyor.

Onları izler, onlara güler, sahne dışında onları gördüğümüz her an ‘komiklik yapmalarını’ beklerken, içlerinde olması muhtemel bir depresif kuyuyu da gözardı etmeyelim.

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler üzerine yazdığı yazı ve kitaplarla ABD televizyonlarında devamlı boy gösteren bir isim. 12 koruyucu aile gözetiminde geçen feci bir çocukluk dönemi. Üç evlilik, üç boşanma. Sayısız kalp kırıklığı.

 “Hep yanlış insanla evlendiğimi anladım. Çünkü artık beni kimse terketmesin istiyordum” diyen McMillan, en sonunda aradığını bulmuş..

 İnsanın önce kendisiyle evlenmesi gerekiyormuş.

Önce kendisiyle ciddi, sevgiye ve sadakate dayalı ilişki kuramayan başkasıyla bunu hiç yakalayamıyor” diyor.  Ve bu imzayı atmanın şartlarını sıralıyor…

    Ölüm bizi ayırıncaya kadar. Kendi elimizi sonsuza kadar tutacağız. Şartlara bağlı olmayacak kendimize duyduğumuz sevgi. Şu an, şu halimizde seveceğiz. Daha zayıf, daha başarılı olduğumuz zaman, vs değil yani.

    Kendimizi iyi günde ve kötü günde sevmeye yemin edeceğiz. En kötü günümüzde de, kendimizi hayalkırıklığına uğratmamıza, en büyük başarısızlığı yaşamamıza rağmen sevmeye ant içeceğiz. Kendimizle evlenince, ne olursa olsun kendimizi terketmeyeceğiz. 

  •     Hastalıkta ve sağlıkta kendimizin yanında olmaya söz vereceğiz. Hatalarımızı affedeceğiz.
  •     Ve başkasının bizi nasıl sevmesini istiyorsak, kendimizi öyle seveceğiz. Kendimize iyi bakıp özen göstereceğiz. Kısacası iyi ve sevgi dolu davranacağız.

Kendini eleştirip yerden yere vurmak, öz saygı  eksikliği  günümüzde bu kadar yaygınken, bu öneri altın değerinde.

Bizim bir ömür boyu şartlar ne olursa olsun sevmeye ve yanında olmaya söz vermediğimiz ‘biz’i başkası niye sevsin ki?

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Bodrum Bodrum…

Üç gün için ailece Bodrum’a geldik.

Haftasonundan bir kaç not.

     /// Herkes yüksek fiyatlardan şikayetçi. Ama en pahalı restoran ve oteller full dolu. Lahmacunun 50 TL olmasıyla haber malzemesi olan Maça Kızı’nda insanların üstüne basmadan plajda yürümek bile başlı başına zor bir iş. Deniz güzel, otel güzel, hizmet süper. Otel müşterilerinin pek çoğu yabancı.

  •    ///Avrupalılar rafine bir şıklık içinde, bavullarını adeta St. Tropez tatili için hazırlamış gibiler. Yerli turistin buralara hep geleni en sade giyinen grup. Plajda uzun kollu gömlekler pek rağbet görüyor. Kadınlar bikini altlarının üzerine bu gömlekleri giyiyor ve ‘Happy Hour’da çılgınca dans ediyor.
  •     ///Eskiden Türkbükü’nde bu kadar çok topuklu terlik/ayakkabı giyen olmazdı. Sayıda bayağı bir artış olmuş.
  •    ///Mandarin Oriental doğayla uyum içindeki mimarisi, sadeliği ve kalitesiyle ‘Ben kalburüstüyüm’ diyor. Gecesi en ucuz 750/1000 euro olan otelde boş oda yoktu. Kumu, çimi, sakin lounge müziği ile plajı harika olmuş. Bizim gittiğimiz gün çoğunluk yerli turist vardı.
  •   /// Paparazziler her yerde. Eskiden uzaktaki teknelerden teleobjektifle çalışırlardı. Şimdi olay aleniyete dökülmüş, küçük bir bot ve kocaman bir objektifle devriye geziyorlar. Sahili devamlı tarıyorlar. Kimi isimler oteldeki villalardan çıkmıyormuş resimleri çekilmesin diye. Biz ise ‘Arkadaşlar etrafta bot görüyor musunuz, şuradaki botta paparazzi mi var, bu sıcakta denize girmeden daha ne kadar dururuz’lu saatlerden sonra pes ettik. Çoluk çocuk eş dost yüzerken bir baktık ki, tanıma uyan bir bot.. Neredeyse sahil güvenlik gibi mevzilenmiş.

Ya gelin güvey durumu.. Ya da bir iki güne fotoromanımız çıkar artık. Allah kerim diyelim.

Benzer Yazılar

Bodrum Bodrum…

/
Üç gün için ailece Bodrum’a geldik. Haftasonundan bir…

Als’ye Dikkat

 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor. Yabancı yıldızlardan sonra bizim ünlüler de başından aşağı buzlu su dökmeye başladı. Arda Turan gibi…

ALS ile ilgili henüz çok yazılmamış ve bilmemiz gereken hususlar:

    •     /////Zamanla kollar, bacaklar ve yüzün hareketini imkansız hale getiren ALS’nin zihinsel bozukluğa neden olmadığı sanılıyordu, meğer hastalık kişinin karar verme mekanizmasını ve hafızasını da etkiliyormuş.
    •    //// Daha çok erkeklerde ve beyazlarda görülüyor.
    •     //////Genetik değil.
    •     ///////Belirtileri çok yavaş ortaya çıkıyor. Kramplar, kas sertlikleri gibi. 2 ya da 5 yıl içerisinde hasta hayatını kaybediyor.
    •     /////////Riluzole adlı bir ilaçla şimdiye kadar hastaların ömrüne en fazla 7 ay kazandırılmış. Kampanyaların ve artan farkındalığın yeni araştırmaların önünü açacağına inanılıyor.

 

      Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…