ayna

Aynaya Baktığınızda…

İnsan önce kendini tanımalı.

Öyle yalandan değil, gerçekten..

Nasıl biriyim diye bir bakmalı. Kaç arkadaşı var? Onlarla ilişkisi nasıl? Ya ailesiyle? Dünyaya nasıl bakıyor? Yataktan mutlu mu mutsuz mu kalkıyor? Aynaya bakınca mesela.. Ne görüyor? Kendini beğeniyor mu? Yoksa o yüzde ve bedende değiştirilmesi gereken bin tane şey mi var? Hayatından memnun mu? Hayat ona ve diğer insanlara nasıl davranıyor? Adil mi değil mi? Etrafında olan bitene nasıl tepkiler veriyor? Yalan söylüyor mu? Kendine de söylüyor mu?

Öyle önemli ki.. Gerçekten.. Bu soruları kendinize sorun. Ve bakın bakalım ne kadarına pozitif yanıt verebileceksiniz.

***

Yayınınız yüksek frekanstan mı, yoksa düşük mü?

Kimi düşük, kimi yüksek frekanstan yayın yapar hayatta. İnsanlar genelde ‘kendi frekansında’ kişilerle görüştüğünden, öbür frekanstakilerle birarada pek bulunmaz. Kimi yataktan neşeyle fırlar. İmkanları şahane olmasa da kendini dünyanın en mutlusu hisseder. Neşeli, canayakındır. Gün içinde onu güldürecek bir çok şey olur. Empati duygusu gelişmiştir. Diğer insanlara merhametlidir, başlarına kötü bir şey geldiği zaman onlar için üzülür. Şansına inanır. Hayat güzeldir. Ve nasılsa her şey iyi olacaktır.

 Yazının girişindeki sorulara genelde negatif cevap verenler-yani düşük frekanstan yayın yapanlarsa hayatından, kendinden memnun değildir. Şans hep başkalarına gülüyordur. Onlara göre müdürleri, iş arkadaşları kötüdür, zalimdir, dedikoducudur; zaten her bela onları bulur. Diğer insanlar güvenilmezdir. Mutlu, başarılı, neşeli gözüken insanların aslında sakladıkları acayip sırları, her iyi giden işlerinde bit yeniği vardır..

Böyle düşük frekanstaysanız, ruhunuzun karanlık tarafı daha aktif demektir. Turnusol kağıdı gibidir bu işler mesela, hiç tanımadığınız, uzaktan bildiğiniz birileriyle ilgili kasıtlı bir dedikodu duydunuz diyelim. Hemen nasıl hissettiğinize, nasıl davrandığınıza bakın.. Empati kurabiliyor musunuz? ‘Benim, ya da bir sevdiğimin başına gelse ne hissederdim’ diyor musunuz?

Yüksek frekanstaki insanlar böyle yapıyor.

***

Karanlık tarafı ağır basanlar…

Ruhunun karanlık tarafı ağır basanlarsa, ne yazık ki ellerini ovuşturarak söz konusu kişinin başına daha da bela gelsin diye bekliyor. Heyecanlanıyor, dedikoduyu kendi de yayıyor. Zevkten bin köşe oluyor. Sözümona sistemi eleştiriyor bu arada. Konuşuyor da konuşuyor.. Çünkü herkes yanlış, bir tek kendi doğru. İstiyor ki güzel, mutlu, yalansız, gölgesiz hiç bir senaryo olmasın hayatta. Olmasın ki, kendi beğenmediği hayatı gözüne o kadar da kötü gelmesin..

Anlamıyor ve bilmiyor ki… Bu frekansta kaldığı müddetçe, hayatı hiç daha iyi olmayacak. Sağlığı bozulacak, yaşıtlarından erken yaşlanacak, bir gün bile mutlu uyanamayacak, endişeler onu kemirmeye devam edecek.. Hatta, hakkını yediği kişilerle ilgili ettiği laflarla sınayacak onu Yaradan. Benzer sıkıntıları bilmeden

istemeden kendi hayatına çekecek. Sonra da ben ne bahtsızım diye yine şikayet edecek. Oysa aynaya bir baksa, kendi karanlık yüzüyle yüzleşecek. Şikayet ettiği hayat, sistem, yöneticiler, liderler, tam da hak ettiği cinsten aslında; onu görecek.

***

Düşük frekansı yükseltince…

Frekans dediğiniz, kolaylıkla değişebilir bir şey. Biraz alışkanlık gerektiriyor sadece. Her insanın aydınlık ve karanlık yanları var. Önemli olan karanlık olan alt kimliklere yenilmemek. Çünkü o zaman o hayat gerçekten çekilmez oluyor.

Ağzınızdan çıkan sözlerin farkına varın. Kendinizle, başkasıyla ilgili negatif ifadelerden bir müddet uzak durun. Vicdanlı ve empati sahibi olmaya çalışın. Kötü duygular galip gelir gibi olduğunda dikkatinizi sevdiğiniz şeylere yöneltin. Bakın bahar geldi.. Dallar çiçek açtı. Onlara bakın, doğayı takdir edin. Köpeğinizle oynayın. Hobiniz neyse, onunla ilgili bir şey yapın. Sizi güldüren filmleri izleyin. En sevdiğinizle kolkola gezin.

Göreceksiniz ne çok şey değişecek hayatınızda.

Dünya çok güzel bir yer. Ne şanslı olduğunuzu farkettiğinizde şansınız da dönecek, buna inanın.

O zaman mutlu, başkalarının mutluluğuna sevinen insanlar olacaksınız.

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir