Bodrum Bodrum…

Üç gün için ailece Bodrum’a geldik.

Haftasonundan bir kaç not.

     /// Herkes yüksek fiyatlardan şikayetçi. Ama en pahalı restoran ve oteller full dolu. Lahmacunun 50 TL olmasıyla haber malzemesi olan Maça Kızı’nda insanların üstüne basmadan plajda yürümek bile başlı başına zor bir iş. Deniz güzel, otel güzel, hizmet süper. Otel müşterilerinin pek çoğu yabancı.

  •    ///Avrupalılar rafine bir şıklık içinde, bavullarını adeta St. Tropez tatili için hazırlamış gibiler. Yerli turistin buralara hep geleni en sade giyinen grup. Plajda uzun kollu gömlekler pek rağbet görüyor. Kadınlar bikini altlarının üzerine bu gömlekleri giyiyor ve ‘Happy Hour’da çılgınca dans ediyor.
  •     ///Eskiden Türkbükü’nde bu kadar çok topuklu terlik/ayakkabı giyen olmazdı. Sayıda bayağı bir artış olmuş.
  •    ///Mandarin Oriental doğayla uyum içindeki mimarisi, sadeliği ve kalitesiyle ‘Ben kalburüstüyüm’ diyor. Gecesi en ucuz 750/1000 euro olan otelde boş oda yoktu. Kumu, çimi, sakin lounge müziği ile plajı harika olmuş. Bizim gittiğimiz gün çoğunluk yerli turist vardı.
  •   /// Paparazziler her yerde. Eskiden uzaktaki teknelerden teleobjektifle çalışırlardı. Şimdi olay aleniyete dökülmüş, küçük bir bot ve kocaman bir objektifle devriye geziyorlar. Sahili devamlı tarıyorlar. Kimi isimler oteldeki villalardan çıkmıyormuş resimleri çekilmesin diye. Biz ise ‘Arkadaşlar etrafta bot görüyor musunuz, şuradaki botta paparazzi mi var, bu sıcakta denize girmeden daha ne kadar dururuz’lu saatlerden sonra pes ettik. Çoluk çocuk eş dost yüzerken bir baktık ki, tanıma uyan bir bot.. Neredeyse sahil güvenlik gibi mevzilenmiş.

Ya gelin güvey durumu.. Ya da bir iki güne fotoromanımız çıkar artık. Allah kerim diyelim.

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir