Böyle Mevzuda Kalem Oynatan, Açıklama Yapmak Zorunda

Türbanlı Zehra Develioğlu’na saldırı haberini duyduğum anda kahrolmuştum.

İnşallah dedikodudur demiştim. Şehrin orta yerinde böyle vahşice bir saldırıyı, böyle barbar böyle insafsız olunabilmesini aklım almamıştı.

Aynı iddia ülkemin Başbakanı tarafından mecliste savunuldu.. Sevdiğim, inandığım bir gazeteci görüntüleri izlediğini söyleyen tweet’ler attı. Bir başka sevdiğim gazeteci Zehra Develioğlu’yla röportaj yaptı.  Hiç sevmediğim ve iş ahlakını hep sorguladığım gazetecininse o röportajı yapabilme hırsıyla meslekdaşlarına şantaj yaptığı anlaşıldı.

Polisler, savcılar görüntüleri araştırdı; Vali ‘Görüntü yok’ dedi.

Aylar geçti.

Kanal D, görüntüleri yayınladı.

Argümanlara bakalım:

’Kanal D’nin şimdi yayınlaması manidar!!’’

Yahu, intikam timi şimdi devreye girmiş, sakladığı görüntüleri şimdi servis etmiş, kanal ne yapsın?

’ Görüntüler montaj.. Kadının beyanı doğrudur.’’

Anladık, her şeye montaj demek mümkün, ortalık montajlanmış kasetten geçilmiyor, çakma delil bile üretiliyor. Ama.. Allahaşkına, neden görüntülerde tek kare de olsa deri eldivenli, üstü çıplak adam yok? Etraftakilerde en ufak bir tepki? Etrafı geçtik, Zehra Hanım’da en küçük bir rahatsızlık görüntüsü dahi yok. Tacize uğramış, üzerine idrar yapılmış, bebeğini bir süre için bulamamış kadın eşiyle sakin sakin yürür mü, olay sonrasında?

’Bu iddiaları dile getiren herkesin yalan söylediği anlaşılmıştır!!’’

Eğer yalan değilse de, o dönem yazan çizen, gördüm, ikna oldum diyen herkesin bu topluma açıklama yapmak boynunun borcudur!

Aksi halde alenen ‘toplumu kin ve düşmanlığa sevketmek’ suçunu işlemiş ya da buna alet olmuş olacaklardır.

Bunun da sus pus olarak geçiştirilmesi mümkün değildir.

 

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir