Vizyondaki ‘Herkül’den…

Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor ki:

Halkın üzerinde gücün vardı. Ama hırsın yoktu. İstediğin bir şey de. En tehlikeli adamlardır bir şey istemeyenler. Çünkü fiyatları yoktur, satın alınamazlar. Bu yüzden ben de senin itibarını lekeledim, seni gözden düşürdüm

Tarihteki büyük insanlara ve onları yenmeye çalışanlara bakın. Büyük insanların güçleriyle başa çıkamayanlar, hatta bu büyük insanlar öldükten sonra bile büyük miraslarını hazmedemeyenler..

Aynı yol başvurmuyor mu hep?

Benzer Yazılar

“Oturmak Öldürüyor”

Depresyon demişken hemen ekleyeyim..

Uzun süreli oturmak insanı depresyona sokuyormuş! Bilgisayar ya da TV başında uzun saatler geçiriyorsanız aman dikkat. Sadece depresyon değil, kalp hastalıkları, dyabet, romatizma ve bazı tip kanserlere ve erken ölüme davetiye çıkarıyor olabilirsiniz. Her gün egzersiz yapan çok fit bir atlet bile olsanız, eğer her gün uzun süre oturduğunuz zaman dilimi varsa bu riskler sizin için de geçerli.

 Vücut, oturdukça yerçekimine daha az maruz kalıyormuş gibi bir ortam algılaması oluyor,  hücreler daha hızlı bozuluyormuş. NASA uzmanları söylüyor. Ofiste ya da evde her 15 dakikada bir uygulamamızı tavsiye ettikleri hareketler var. İlgilenenler için linki tweet’leyeceğim. Bakamayacak olanlarsa her 15 dakikada hareket etsinler, yeter.

Benzer Yazılar

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün raporuna göre insanların yüzde 80’i işyerinde stres içindeymiş. İş yükü, iş güvenliği, vs gibi nedenler bir yana,  stres altındakilerin yüzde 75’i, stresin en büyük kaynağı olarak ‘patronlarını/ müdürlerini ’ göstermiş– hatta patronlarını korkunç olarak değerlendirmişler.

Harvard Business Review da bir araştırma yayınlayarak ‘kötü müdür’ü nasıl tespit edebileceğinizi saptamış. Paylaşıyorum:

1-  Müdürün heyecansız, pasif ve sizi motive etmekten uzak olması.

2-  Müdürün vasat işle yetinmesi, daha ilerisi için hedef koymaması.

3-  Müdürün vizyonsuz olması, net bir yön gösterememesi, nereye gidildiğini kendisinin de bilmemesi.

4-  İş arkadaşlarını ekip gibi değil de kendine rakip gibi gören müdür. En fenası.

5-  Ele talkın veren ama salkım yutan müdür. Kendi söylediğini, söz verdiğini yapmayan, hatta unutan tip.

 Aynı rapor üzerine yazanlar, bu durumda kendinize güvenmenizi, kendi standartlarınızı oluşturup yüksek kalitede iş çıkarmanızı, bunu da dokümante etmenizi öneriyorlar.

 Bense .. Hemen o müdürden, o işten kurtulun diyorum. Hayat kısa. Ömür törpüsü amirle geçecek gibi değil. Bulunduğunuz yerde mutsuzsanız, gelişmiyorsanız, size daha uygun bir başka yer, amir, ekip mutlaka vardır.

Benzer Yazılar

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın…

Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz ayakkabılarla başa çıkamıyoruz, ayakkabıya vergi istiyoruz” dediler.

Hükumet de ithal ayakkabıya yüzde 30 ve 50 arası ek gümrük vergisi getirdi.

AB ülkelerinde üretilen ayakkabılar bu vergiden muaf.

Sanayici rahat bir nefes almış. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Hüseyin Çetin öyle diyor.  Türk halkı daha ucuz ve sağlıklı ayakkabı giyecekmiş. İstihdam artacakmış.

Nasıl olacak bu? Vatandaş, ithal ayakkabı artık daha pahalı olduğu için yerli ayakkabı alacak, diye düşünüyor insan doğal olarak.

Kim, niye alacak?

Ne var ki , Başkan Çetin ek vergilerin ithal ayakkabıya zam olarak yansımayacağını  söylüyor ısrarla. “Zaten yüzde 100 kar marjıyla çalışan ithal ayakkabıcılar, karlarından fedakarlık ederek fiyatları aynı seviyede tutacaklardır. Bu durumdan da halkımız kazançlı çıkacaktır” diyor.

İddiası doğru çıkar da, ithal ayakkabıların fiyatı aynı kalırsa, tüketici pek rağbet göstermediği anlaşılan yerli ayakkabıyı niye alsın ki?

Daha ‘sağlıklı’ diyeyse..

Öyle ya, yüzde 85’i Uzakdoğu’dan gelen ithal ayakkabılar sağlıksızmış. Bunlar arasında Nike, Adidas gibi global marka olmuş, tasarımlarına milyarlar akıtmış, milyonların giydiği dünya devleri var.

Ben hiç anlamadım bu işi.

Aman üreticimize ve bize gerçekten faydalı bir iş olmuş olsun, ben anlamasam da olur..

Benzer Yazılar

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada eski sevgilisi Özge Özpirinççi’ye destek ve acıma dolu sosyal medya mesajları magazin gündeminin tepesine oturdu.

Bir çok meslekdaş, bu durumu kadınların Özpirinççi’de kendi terkedilmişliklerini bulmalarına bağladı.

 Hiç katılmıyorum. Bence sosyal medya bir çok konuda sağlıklı fikir paylaşımlarına imkan sağladığı gibi, maalesef vakti çok bir dolu insan için de bir ‘geyik yapma’ platformu oldu. Her olay ünlüler, ünsüzler, haset edilenler, hayranlık duyulanlar üzerinden zorlama espri üretme çabalarına vesile oluyor. Hiç de komik ve yaratıcı olmayan laf salatalarıyla bir düğün bir çok kişi için zehir oldu işte.

 Yeni evlenen çifte de, eski sevgiliye de yapılan ne ayıp…

İnsanlar ayrıldıysa bir bildikleri vardır. Evlenmeye karar verenlerin de öyle. Eski sevgili de son derece yetenekli ve güzel bir genç kadın. Kimsenin acımasına ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Özge Özpirinççi’ye iyilik etmek isteyenler varsa- iddiaları bu ya – adını eski ilişkisiyle anmaktan vazgeçseler artık çok iyi olur.  Ya da kendilerini gerçekten onun yerine koysalar.

Kendileri böyle bir ‘geyiğin’ konusu olmak isterler miydi, aynaya bakıp sorsunlar bakalım.

Benzer Yazılar

Zannedersiniz Obama..

Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç iriyarı adam. Kulaklarında Bluetooth kulaklık. Talimat verip duruyorlar. “Sağdan çıkacak dedimm!! Nerdesiniz?”

Amanın.. Zannedersiniz devlet başkanı falan koruyorlar. Valeye sordum, kimin korumaları diye.

Görevli utana sıkıla “..… Bey” dedi. Kim ki o, diye sordum. Bilemne Bey’in ne iş yaptığını bilmiyormuş. “Beş para etmez bir adam işte Defne Hanım. Zaten alınteriyle kazanmış kim böyle zengin oluyor ki?” diye dert yandı.

Ben de ‘Olur mu hiç?’ dedim, yaratıcı fikirle, sanatıyla, buluşuyla zengin olmuş bir kaç kişiden örnek verdim. O da gördüğü kadarıyla “Haklı servet sahibi olanın böyle afra tafrası, öldürülme korkusu, hava atma ihtiyacı pek olmuyor” dedi. Siz ne dersiniz?

Benzer Yazılar

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

Seda Sayan olayına girmeyecektim.

Ne var ki kendini savunmak için seçtiği tavır ve sözler beni mecbur kıldı. Anlıyorum ki, Sayan’a karşı bir kampanya başlatılmış. Seda Sayan da sinirlenmiş. Televizyonda kendini savunuyor. “Beni sevenler size prim vermez. Siz kimsiniz? Siz KİMSİNİZ??” diye…

Sonra anlatıyor.. Kendi ve annesi babasının şiddetinden çok çekmişmiş. Ama konuk ettiği eş katiline “Benim gibi bir kadın bile seni affetmezdi” demiş ya… Hah işte!! ymiş.

Ne dese.. O katili yayına çıkarmış olduğu, ve de katilin öldürdüğü kadının oğlunu telefonda haşladığı gerçeğini değiştirmiyor .

İyi bir yayıncıdır Seda Sayan. Ama yanlış yaptı. Yanlış, insana mahsus. Hatayı kabullenmek de erdem. Özür dilese bitecek bir yangına körükle gidiyor bence.

Bir de.. Yavuz hırsızın ev sahibini bastırması ülkemizde iyice adetten oldu. Her suçüstü yakalanan kendini açıklamak yerine “Sen kimsin ki?” diye onu eleştirene saldırıyor.

Sayan, programdan desteğini çeken sponsor firmaya da aynı şeyi söylemiş midir, merak ediyorum.

Benzer Yazılar

Bu Kadar Dert Varken

Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine gelen tepkiler muhtelif. Kimi diyor ki “Hayatın bu kadar derdi varken nasıl stressiz olmayalım?”

Kimin hayatı dikensiz gül bahçesi ki zaten? Hayatı güzel ve yaşanası kılan taşlı da olsa bu yolda yürümeyi başarmak değil mi?

Zorluk kadar, güzel, iyi, hoşnutluk verici şeyler de var. Kimse aksini savunmasın. Bir dost sohbeti, sıcak bir çay, çocuğunun gülüşü, tutan kollar bacaklar, karnın tok olması, başının üzerinde bir çatı olması… Bunların hepsi sözde değil özde şükran duyulması gereken nimetler. Esas klişe olan dert konuşmak. Sıkılmadınız mı şikayetten, sonu gelmeyen yakınmadan? Bir yararı var mı pişirip pişirip bunları sofraya getirmenin?

Hiç olmazsa bugün deneyin, bakalım hiç yakınmadan, mevcut dertleri başa sarıp anlatmadan kaç saat geçireceksiniz? Çok zor olacak. Ama mükafatı büyük. Alışkanlık haline getirdiğiniz takdirde stres kontrolü yolunda büyük adım atmış olacaksınız. Bu da sağlık demek.

Benzer Yazılar

Ikea, Bayağı Vücut Direnci İstiyor

Ikea demişken.. Her taşınmada ziyaret etmişliğim var. Çok az eşya almama rağmen bu son sefer en acılısı oldu. Üstelik hafta arası gittim. Eleman sayısını çok azaltmışlar. Yardımcı mimarlardan tutun kasadaki görevlilere kadar o kadar az sayıda çalışan vardı ki müşteriler kimi zaman isyan etti. Stajyer öğrenciler çalışıyormuş yazın meğer, okullar açılınca okullarına dönmüşler.

O kadar saat yürü, tanesi en az on kiloluk parçaları topla, tekerlekleri dağılmış arabalarda savrularak taşı, sonra kasada bir saat bekle..  Bir de montaj için dokuz gün sonraya gün verdikleri oluyor. İnsanın bütün hevesi kaçıyor..

Neyse ki az sayıdaki personel canayakın ve yardımcı.

Benzer Yazılar

lady-gaga

Ben Böyle Doğdum…

“Ben kendi yolumda güzelim.

Çünkü Tanrı hata yapmaz.

Doğru yoldayım ben, bebeğim.

Ben böyle doğdum.”

 

Ne renk olursak olalım, inancımız hayat bakışımız, görüntümüz ne olursa olsun kendimizi kabul edip sevmemiz gerektiğini söyleyen bir şarkı, ‘Born This Way’.  Lady Gaga gay’lerin haklarını en çok savunan sanatçılardan biri. Konserinde gökkuşağı bayrağını açan LGBT üyeleri en öndeydiler. Sanatçı, bu turnenin her ayağında yaptığı gibi toleransa, kabule ve sevgiye değindi. Bu konuşmanın üzerine “Türkiye’deki gay’ler, ellerinizi kaldırın” dedi.

Ve.. Binlerce el kalktı. Çoğunluğu belli ki gay değildi; sanatçının konuşmasını tam anlayamadıkları için mi, yoksa müziğin ve enerjinin büyüsü o anda herkesi sevgiyle sarmalamıştı da ondan mı o eller kalktı? Bilemedim.

Bildiğim tek şey.

Farklı olmanın, insanı çok yalnızlaştırdığı. Dünya zaten kendimizden hoşlanmamamız için bir çok neden empoze ediyor. Hele bir de sürüden ayrılıyorsak, başta biz kendimizi onaylamıyoruz. Sonra da çevre. Ayrıca, biz de farklı olana uzak duruyoruz.

Oysa kimiz ki biz, başkasını yargılayacak? Hepimiz aynı kaynaktan gelmiyor muyuz?

Ne güzel diyor şarkıda: Allah hata yapmaz.

Son sözü de Yunus Emre söylesin o zaman:

“Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü.”

Benzer Yazılar