Her Felaket Bir Turnusol

Bu ülkede yaşıyor olmak çelik gibi sinir ve taştan bir yürek gerektiriyor. O kadar çok acıya maruz kalıyoruz ki, gözyaşlarımız kurumadan, yüreğimiz soğumadan bir yeni bela gelip bizi buluyor.

Sadece ağlamakla da kalmıyoruz. Öfkeleniyoruz. Nefret duyuyoruz. Çünkü her şeyin en doğrusunu biz biliyoruz. Hemen ahkam kesiyoruz. Gözyaşlarımız arasında ‘nasıl olmalıydı’ yı hemen dikte ediveriyoruz. Bizim gibi düşünmeyeni, yasını bizim gibi tutmayanı paralamak istiyoruz. Öyle ya, nasıl üzülmek, üzüntüyü nasıl ifade etmek gerektiğini de ‘en iyi biz biliyoruz’.

Soma’daki faciada hayatını kaybeden bütün işçilerimiz.. Ekmek parası uğruna güneş görmeden ter döken o ulu insanlar… Dualarım sizinle. Böyle ölmek kimsenin yazgısı olmamalı. Ailenize böyle plansız, böyle yürek paralayan şekilde ve zamansız vedanızla, neler neler gösterdiniz bize, bir bilseniz… İşte birkaçı:

  • Bu ülkede felaket geliyorum der. Yasa yapıcıların çoğunluğuysa buna rağmen bizzat kendilerine dokunmayacak felaketi eften püften
  • Bu ülkede felaketin haberi, yorumu, sorgulanışı da malum kamplaşmadan nasibini alır. İşçiyi savunan da, olayı sorgulayan da, kafadan biat durumunda olan da birbirini ‘siyaset yapmakla’ suçlar.
  • Bu ülkede felaketin kaç kişinin ölümüne neden olduğunu kesin olarak bilmek mümkün değildir.

Ortalık iddia kaynar. Kimi gerçek, kimi dezenformasyondur. Kaç yüz kişidir? Suriyeli var mıdır? İşçiler hükumet tarafından gerçekten tehdit edilir mi? Asla öğrenemez, asla bilemeyiz. Şişer dururuz.

  • Bu ülkede felaketin sorumlusu, felaketin kendisidir. Başka kimse ama kimse sorumlu değildir. Ne şirketler, ne devlet yetkilileri. Bir kişi de çıkıp özür dilemez, yetkililerin hepsi hemen savunmaya ve karşı saldırıya geçer. Hükumetin bir kez bile kusur kabul ettiği, hatta ‘bir araştıralım bakalım ihmalimiz var mı’ dediği bile duyulmuş şey değildir.
  • Bu ülkede felaket, tansiyonu yükseltir. Dişler uzar. Tekme tokat devreye girer. Yasını sağduyuyla tutmak isteyene rahat yoktur. İlle de bir öfke kıvılcımı size de sıçrar. Bir de bakarsınız yumruklarınız sıkılı.

Adaletin tecelli edeceğine inancınız çoktaaan zedelenmiştir zaten. Bilirsiniz ki Soma da unutulacak, ölen öldüğüyle kalacaktır. Kafanızdaki sorular, gerçek sorumluların adalet karşısına çıkarılmasına ilişkin beklentiler, belleğinizdeki benzer bilgiler mezarlığına gidecektir.

Oysa… Böyle acılı zamanları gerçekten ders olarak kullanabilsek. Birbirimizi ötekileştirmeden, her felaketi koz olarak kullanmadan…  Yetkililer direnci, saldırıyı bıraksa, sorumlu olsa. Biz, insanları ona oy vermiş buna oy vermiş diye ayırmadan sevsek, her kim olursa olsun yaşama haklarını içselleştirsek. Olmaz mı?

Benimki de böyle bir umut işte.

 

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir