İş Ciddiyete Binince..

Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden biri.. Ama düşündükçe gülmekten kendimi alamıyorum.

 İlişki ciddileştiğinde taraflardan birinin ayak sürümeye başlaması normal. Bu taraf, kişilerin önceki tecrübelerine ve evlilikle ilgili düşüncelerine göre değişiyor, kadın da olabilir erkek de yani. Ama iş evliliğe gidecek gibi olduğunda genelde erkekler panikliyor. Yüzük, izdivaç kadının hayali ya, erkeğin ‘kafesi’ ya, o hesap.

 “Evlenemem çünkü öldüm ben..”

 ABD’li Tucker Blanford, İngiliz sevgilisi Alex’i şımartmış da şımartmış. Romantik yemekler, hediyeler, büyük aşk.. Kızcağızın İngiltere’ye dönmesi gerekince de soruyu patlatmış: “Benimle evlenir misin?”

Genç kız sevinmiş.. İngiltere’de hazırlıklar, davetiyeler, gelinlik falan. Derken kıza bir telefon…. “Tucker’ın babasıyım. Üzgünüm ama Tucker öldü. Depresyondaydı, kendini bir arabanın önüne attı”.

 Kız yıkılmış tabii.. Sonradan bunun yalan olduğunu, hatta kendisiyle ‘baba’ gibi konuşanın da bizzat Tucker olduğunu öğrenince şoka girmiş.

Aşka inancı kalmamış. E normal.

 Yahu insan evlilikten vazgeçtiğini, ya da henüz erken olduğunu, ya da ne bileyim tereddüt duyduğunu söylemekten bu kadar mı korkar? Ölmüş gibi mi yapar?

 İlişki için en önemlisi, zaman..

 Karşınızdaki anın/duygularının/ hormonlarının dolduruşuna gelip yüz tane evlenme teklifi de etse ‘İşte beklenen an!’ noktasına gelmeyin. Evlenme teklifi bir sürecin sonu değil, aksine başlangıcı.

 Çok görüyorum etrafımda, evliliğin ne büyük sorumluluk olduğunu anladıktan sonra işi soğutmaya ya da ertelemeye çalışan erkekleri..

Karşınızdaki erkeğe, ama esas kendinize de zaman tanımalısınız.

 Kadın olarak esas siz,  ‘bu kişi hayatım boyunca partnerim olabilir mi, aşkımız sevgimiz  yıllar boyu sürer mi’ye bakmalısınız.

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir