Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir” demişti Robin Williams.

 Ölümüyle milyonları üzen ünlü aktörün sırrı, belki de Ölü Ozanlar Derneği’nde dile getirdiği bu cümlenin içinde saklı.

 Filmin her sahnesi beynime kazınmıştı büyüme çağındayken. Belki de o yüzden vefatını duyunca bulabildiğim her haberi, her ayrıntıyı okudum.

 Ve beni şaşırtan bazı bilgilere ulaştım..

 Robin Williams’ın manik depresif olduğuna ilişkin iddialar varmış eskiden beri. Sadece depresyon değil yani. Manik depresif (bipolar) bozukluk, insanın ruh halini ekstrem mutluluk ve coşkudan, dayanılmaz acı ve depresyona sürükleyen ciddi bir hastalık.

 “Komedyenlerin çoğu ‘bipolar’ dır.”

 Oxford Üniveristesi akademisyenleri geçen Ocak ayında komedyenler üzerine bir araştırma yapmış. Komedyenlerin ‘sıradışı’ bir kişik profiline sahip oldukları gözlenmiş. Bir yandan çok dışa dönük, ve manik. Öte yandan içe kapalı, depresif ve hatta şizoid. Bu sonuca şaşıran profesörler “Büyük ihtimalle manik ve dışa dönük taraf- yani komedyenlik yapan taraf– depresif tarafla başa çıkmayı kolaylaştırıyor”  diyor.

 ‘Bir Manik Depresifin Gizli Hayatı’ diye bir belgesel hazırlayan İngiliz komedyen ve yazar Stephen Fry da geçen yıl, kendini öldürmeye kalktığını da itiraf etmiş.

 Televizyon yapımcısı John Lloyd, kendi de bu hastalıktan çektiğini söylerken, sinema ve televizyon sektöründe çok fazla bipolar komedyen olduğunu iddia ediyor.

 Lloyd, Robin Williams için de “Tam bir dahiydi. Sadece depresyonda olan adamın böyle yaratıcılık patlamaları olamazdı. Bence o da kesin bipolar’dı” diyor.

Ya bizim komedyenlerimiz?

Zihinsel olarak dengeli insan için dünya nasılsa öyle. Yaratıcı insansa dünyayı değiştirmeye meraklı, bir de sanatçıysa kırılgan ve algıları yüksek. O yüzden değiştiremediği şeyler için acı çekiyor. Eğlenip eğlendirdiği, formunun zirvesinde ve yaratıcı olduğu zamana bir uyuşturucu gibi bağlanıyor. O ‘zirve’ olmadığında da çöküyor.

Yakından/uzaktan tanıdığım bizdeki komedyenleri düşündüm. Bipolar olan var mı bilemem- zor bir hastalık, Allah korusun- ama neredeyse hepsinin içe kapalı, yalnız kalmayı isteyen, kırılgan bir tarafları olduğu kesin.

Demek ki bu tip bir yaratıcılık da faturasız gelmeyebiliyor.

Onları izler, onlara güler, sahne dışında onları gördüğümüz her an ‘komiklik yapmalarını’ beklerken, içlerinde olması muhtemel bir depresif kuyuyu da gözardı etmeyelim.

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir