Sarılmak Bile İçten Gelmiyorsa…

ABD’deki bir araştırmadan yola çıkarak ‘Yatakları ayırmak evliliğin ömrünü uzatır mı’ diye sormuştum geçen gün. Sizden bir çok email geldi. Tahmin edebileceğiniz gibi, çoğu kişi ayırmama taraftarı.
Toplumumuzun buna hazır olmadığı düşüncesiyle. Bir okurum, yetişme tarzımızın buna izin vermeyeceğini, aynı evlerin içinde birbirimize bağlılık bir yana birbirimize ‘mahkum’ yaşadığımızı, yatak ayrımak talebinin bile aile içi şiddete neden olabileceğini söylüyor. Fikre karşı olanlar, ‘Aile yapımıza ters, bireysel özgürlüğün pek saygı görmediği bir toplumda kim özel alanını savunabilir ki?’ diyor. Ayıralım diyenlerinse ortak noktası horlamanın sorun olmaktan çıkması, tek başına daha rahat olmak. Kimi okurlar, özellikle yaş ilerledikçe eşlerin birbirine saygısı azalmasın diye yatakları ayırmanın iyi bir fikir olacağı görüşünde.
Şaşırdım. Kimse ten temasından, hayat arkadaşınızla sarılarak yatmanın da ilişkiyi beslemesinden bahsetmemiş. Sarılmak, birbirine değmek, başını eşinin göğsüne yaslamak da bir iletişim şekli değil midir? Konuşmasanız da sadece iki elin birbirine değmesi bile binlerce duygu alışverişine neden olmuyor mu?
Ben birlikte uyumanın, yaş kaç olursa olsun, ilişkiyi güçlendirdiğini, aradaki güveni ve sevgiyi artırdığını düşünüyorum.
Tabii, bu sağlıklı ilişkide mümkün. Bir başka okurum, uzun süreli evliliklerde ‘özel alan’ ihtiyacının bir mecburiyet olduğunu savunuyor. Ona göre insanlar birbirinden kaçınılmaz olarak sıkılıyor. Yatakta da ayrı olmanın-içten içe olsa da- tercih edilmesi bu yüzden. O özel alan, büyüdükçe, ten teması ve sarılmalar da gereksiz kalıyor. Sohbet edemediğiniz, birlikte kahkaha atamadığınız adama ya da kadına, yatakta sarılmak içinizden gelir mi?
İlişkiyi her daim birbirine sarılmak, birlikte uyumak isteyecek kadar sağlıklı tutmak. Zaten işin zorluğu da bu değil mi?

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir