Sinir Bozmadan Yapmak da Mümkün… Mü?

Sabahın 9’u. Cep telefonum çalıyor. Prensip olarak tanımadığım numarayı açmıyorum ama o sabah basiretim bağlandı, alo deyiverdim. Telefondaki ses, önce bir duruyor. Sonra ağır ağır “Ee, şey ben.. bilmemne pr şirketinden arıyorum” der demez bende bir Hay Allah durumu! “Bıdıbıdı hanımın ( adı anlaşılmıyor) …. açılışı var, size davetiye gönderdik aldınız mı?”

Uzuuun uzuun.. Ağııır ağııır.. Anlatıyor. Ama vermesi gereken bilgiler yerine fuzuli şeyler söylediği için anlamıyorum. Davet eden benim yakın bir tanıdığım mı? Gelmem onun için önemli mi? Bilemiyorum. Sonra açıyorum ağzımı yumuyorum gözümü ve aslında o şirkette çalışmaktan ve aldığı talimatı yerine getirmekten başka günahı olmayan bir kişinin büyük ihtimalle kalbini kırıyorum.

Şimdi, o telefona mahkum edilen kişilerin patronlarına sesleniyorum:

*İnsanlar cep telefonundan sabah saatlerinde aranmamalı. Hele tanıdığı, yakını değilseniz.

* Yine de arıyorsanız önce “Müsait misiniz?” diye sormalısınız.

* Zaten email yoluyla binlerce  davetiye yolluyorsunuz. Bütün PR şirekterinin elinde aynı liste var. Tamam, insanlar LCV yapmıyor, kaç kişinin geleceğini bilemiyorsunuz. Ama siz de o zaman dünyayı davet etmeyin de davetlerinizin önemi azalmasın. Kimse artık eşe dosta jest olmayacaksa herhangi bir davete gitmek istemiyor. İlle de gazetede resmi çıksın isteyenler hariç.

Halkla ilişkilerci arkadaşlar alınmasın ama…

PR’ın birinci şartı herhalde sinir bozucu olmamak olmalı.

 

Benzer Yazılar

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir