Helal Olsun Mustafa Amca

İşte ömür boyu sevgi ve sadakatin örneği. Hatta, ömür bitince de bitmeyen cinsten. 85 yaşındaki Mustafa Çoban, 9 ay önce 69 yıllık eşini kaybetmiş. Her gün eşinin mezarına gitmekle kalmıyor, orada uyuyor! Alzheimer hastası eşi Songül, mezarda yalnız kalacak diye ölmekten korkarmış da ondan. Eşine sevgisini anlatırken gözlerinden yaşlar süzülen Mustafa Amca.. İyi ki varsınız. Katıksız, şartsız, gerçek sevginin varlığını gösterdiğiniz için.. Ne mutlu 69 yılını en sevdiğiyle geçiren size ve eşinize.. Ben de sizler için dua edeceğim..

Benzer Yazılar

Nereye Yürüyorum?

/
Bayağı doğum sancısı yaşadım sayılır bu son haftalarda.…

Helal Olsun Mustafa Amca

/
İşte ömür boyu sevgi ve sadakatin örneği. Hatta, ömür…

‘Yol’, Stresi Kontrol Altına Almaktan Geçiyor

/
* Piyasaya çıkan kişisel gelişim kitaplarına hem mesafeliyim…. *…

Eskicilikten Kurtulmanın Hafifliği

/
Günün her saati hiç düşünmeden spora gidebilir, bir saat…

Fırsatlar ve Hayalkırıklıklarının Şehri

/
Film endüstrisinin global başkenti Los Angeles. Her cazibe…

Kanserleri Yere Seren Kadın…

/
Şahane tipli, incecik, kaslı bir kadın çimlerin üzerine…

Değişim Zamanı

/
İşinizden ayrıldınız. İsteğinizle değil. Atıldınız.…

Ayağa Kalkma Zamanı

/
İnişler çıkışlar demişken.. Madem bunlar kaçınılmaz,…

Durmak İyidir…

/
Geçen günkü ‘düştükten sonra ayağa kalkmak’ konulu…

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki.

Yazıyı okuyan tanıdığım her kadın bıyık altından güldü. Zira pazarcı- ya da yazan her kimse- mutsuz ve kötü bir çok evliliğin hala neden devam ettiğini çözmüş.

Ve beş kelimede özetlemiş.

İstisnalar kaideyi bozmasa da, kocasının kendisini aldattığını bilen kadınların büyük bir çoğunluğu evliliğini bitirmiyor.  Kadının doğal tepkisi evliliğini kurtarmak. Çoğunlukla düzen bozulmasın diye, hele çocuk da varsa.

Başkasına kaptıracağıma…

Ama en önemli nedenlerden biri, öteki kadın.

Erkeğini  ona kaptırmaktansa, aldatmış olmasına rağmen o erkek bir anda değere biniyor. Kör ölünce badem gözlü olur misali. Ve tabii evliliğe o zamana kadar yapılmış olan yatırım da var.

Öyle ya, onca yıl geçmiş. Gençlik bu adama verilmiş, saçlar süpürge edilmiş. Adama destek olunmuş, kocanın gençken azıcık olan imkanları şimdi onbeşe katlanmış…

Cefası çekilmiş, sefasını niye yeni kadın sürsün?

O nedenle kafa başka yöne çevriliyor. Evliliğin sunduğu imkanlardan sonuna kadar faydalanılıyor.

Sessiz anlaşma, evliliğin idam fermanı..

Erkek de gizliden gizliye farkında olduğu bu sessiz anlaşmanın kendine düşen tarafını eşine verdiği hediyelerle ve pahalı tatillerle üstleniyor.

Sırf ‘başkası faydalanmasın’ ya da ‘finansal ve sosyal rahatı bozulmasın’ diye bu sessiz anlaşmalara imza atan kadınlar, kendilerine büyük kötülük ediyorlar oysa. Sevilebilir olduklarına ilişkin inançları her gün azalıyor, hep mutsuz ve tatminsiz oluyorlar.

 ‘Öbürü’ akıl çeldiğinde..

Haa bir de..

‘Kafayı öbür tarafa’ çevirmekle olmuyor. Bir gün o öbür kadınlardan biri öyle bir akıl çeliyor ki, sessizce aldatılmaya tamam demiş kadın, kendini bir anda kapının önünde buluveriyor.

Benzer durumdaysanız, araştırın, etrafınız onlarca ‘kötü son’la dolu. Ya da henüz izlemediyseniz Cate Blanchett’e Oscar getiren Blue Jasmine’i mutlaka bir yerlerden bulun.

Ve hayatınızı size en layık şekilde nasıl yaşayabileceğiniz üzerine düşünün. Hiç bir zaman geç değil.

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Kötüde Israr Ediyorsanız, Hata Kimde?

/
Ne zamandır ilişki yazmadım. Zamanıdır. ‘Kötü erkekler’…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün raporuna göre insanların yüzde 80’i işyerinde stres içindeymiş. İş yükü, iş güvenliği, vs gibi nedenler bir yana,  stres altındakilerin yüzde 75’i, stresin en büyük kaynağı olarak ‘patronlarını/ müdürlerini ’ göstermiş– hatta patronlarını korkunç olarak değerlendirmişler.

Harvard Business Review da bir araştırma yayınlayarak ‘kötü müdür’ü nasıl tespit edebileceğinizi saptamış. Paylaşıyorum:

1-  Müdürün heyecansız, pasif ve sizi motive etmekten uzak olması.

2-  Müdürün vasat işle yetinmesi, daha ilerisi için hedef koymaması.

3-  Müdürün vizyonsuz olması, net bir yön gösterememesi, nereye gidildiğini kendisinin de bilmemesi.

4-  İş arkadaşlarını ekip gibi değil de kendine rakip gibi gören müdür. En fenası.

5-  Ele talkın veren ama salkım yutan müdür. Kendi söylediğini, söz verdiğini yapmayan, hatta unutan tip.

 Aynı rapor üzerine yazanlar, bu durumda kendinize güvenmenizi, kendi standartlarınızı oluşturup yüksek kalitede iş çıkarmanızı, bunu da dokümante etmenizi öneriyorlar.

 Bense .. Hemen o müdürden, o işten kurtulun diyorum. Hayat kısa. Ömür törpüsü amirle geçecek gibi değil. Bulunduğunuz yerde mutsuzsanız, gelişmiyorsanız, size daha uygun bir başka yer, amir, ekip mutlaka vardır.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Ikea, Bayağı Vücut Direnci İstiyor

/
Ikea demişken.. Her taşınmada ziyaret etmişliğim var. Çok…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün değil. Hastalıklar, ihtiyaçlar.. Alınan ve geri ödenemeyen krediler.. Borçlar borçlar borçlar..  Aslında neredeyse herkesin farklı kalibrelerde yaşadığı sorunlar bunlar.

 Televizyona çıktığım günden beri benzer mesajlar alıyorum. İlk yıllarda mektup gelirdi; şimdi email atıyorlar. İnsanların televizyonda her gün gördüğü bazı yüzleri aileden sayması, onlara özel dünyalarını açması hep çok sevgiyle gözlediğim bir şey. Ne var ki yardım isteklerinde durum pek böyle olmuyor.

 Başta şaşırırdım çok.  Öyle ya, holding sahibi falan değilim. Bir kısmını yardım işlerine düzenli ayırdığım bir servetim falan da yok. Niye ben, diye.. Sonra anladım ki bana mektup ya da emaille ulaşıp da kredi borcunu kapatmamı isteyen, dramatik hikayelerini paylaşan kişiler yüzlerce başkasına da yazıyor.

 Yöntem artık twitter’a transfer olmuş durumda!

 Geçen gün baktım biri feryat figan yardım istiyor. ‘Defne ablaaa!’ diye.  Tabii mecra twitter olunca, siz de karşıdaki profile ister istemez bakabiliyorsunuz. Gerçek mi, yoksa sırf bu iş için açılmış hesap mı diye ben de baktım. Bir de ne göreyim! Gülben Ergen’den Yiğit Bulut’a kadar herkese yazmış arkadaş. Mesajı attığı kişiye göre değiştirme zahmetine bile katlanmamış. Kredi borcu varmış, ailesi bilse kesermiş, vs. Hatta kendisine geri dönmedi diye Yiğit Bulut’a bayağı sinkaf dolu ifadelerle küfretmiş.

 Benim anlamadığım..

Bu yolla gerçekten para toplayabilen var mı?

 Esas üzücü olan…

 Bu işler insanın insana güvenini o kadar sabote ediyor ki.

 En çok arabada giderken ‘sokakta kriz geçiren sara hastası’ gördüğümde yaşıyorum bunu. Kafadan numara yapıyorlar diye düşündüğümde..

 Birinin gerçekten ihtiyacı olsa, kafayı başka yöne çevirecek vaziyette değil miyiz bu yüzden?

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Tamam, Anneyiz de…

/
Sex and the City’nin bir sahnesinde kahramanlardan Samantha…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın…

Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz ayakkabılarla başa çıkamıyoruz, ayakkabıya vergi istiyoruz” dediler.

Hükumet de ithal ayakkabıya yüzde 30 ve 50 arası ek gümrük vergisi getirdi.

AB ülkelerinde üretilen ayakkabılar bu vergiden muaf.

Sanayici rahat bir nefes almış. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Hüseyin Çetin öyle diyor.  Türk halkı daha ucuz ve sağlıklı ayakkabı giyecekmiş. İstihdam artacakmış.

Nasıl olacak bu? Vatandaş, ithal ayakkabı artık daha pahalı olduğu için yerli ayakkabı alacak, diye düşünüyor insan doğal olarak.

Kim, niye alacak?

Ne var ki , Başkan Çetin ek vergilerin ithal ayakkabıya zam olarak yansımayacağını  söylüyor ısrarla. “Zaten yüzde 100 kar marjıyla çalışan ithal ayakkabıcılar, karlarından fedakarlık ederek fiyatları aynı seviyede tutacaklardır. Bu durumdan da halkımız kazançlı çıkacaktır” diyor.

İddiası doğru çıkar da, ithal ayakkabıların fiyatı aynı kalırsa, tüketici pek rağbet göstermediği anlaşılan yerli ayakkabıyı niye alsın ki?

Daha ‘sağlıklı’ diyeyse..

Öyle ya, yüzde 85’i Uzakdoğu’dan gelen ithal ayakkabılar sağlıksızmış. Bunlar arasında Nike, Adidas gibi global marka olmuş, tasarımlarına milyarlar akıtmış, milyonların giydiği dünya devleri var.

Ben hiç anlamadım bu işi.

Aman üreticimize ve bize gerçekten faydalı bir iş olmuş olsun, ben anlamasam da olur..

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Ikea, Bayağı Vücut Direnci İstiyor

/
Ikea demişken.. Her taşınmada ziyaret etmişliğim var. Çok…

İş Ciddiyete Binince..

Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden biri.. Ama düşündükçe gülmekten kendimi alamıyorum.

 İlişki ciddileştiğinde taraflardan birinin ayak sürümeye başlaması normal. Bu taraf, kişilerin önceki tecrübelerine ve evlilikle ilgili düşüncelerine göre değişiyor, kadın da olabilir erkek de yani. Ama iş evliliğe gidecek gibi olduğunda genelde erkekler panikliyor. Yüzük, izdivaç kadının hayali ya, erkeğin ‘kafesi’ ya, o hesap.

 “Evlenemem çünkü öldüm ben..”

 ABD’li Tucker Blanford, İngiliz sevgilisi Alex’i şımartmış da şımartmış. Romantik yemekler, hediyeler, büyük aşk.. Kızcağızın İngiltere’ye dönmesi gerekince de soruyu patlatmış: “Benimle evlenir misin?”

Genç kız sevinmiş.. İngiltere’de hazırlıklar, davetiyeler, gelinlik falan. Derken kıza bir telefon…. “Tucker’ın babasıyım. Üzgünüm ama Tucker öldü. Depresyondaydı, kendini bir arabanın önüne attı”.

 Kız yıkılmış tabii.. Sonradan bunun yalan olduğunu, hatta kendisiyle ‘baba’ gibi konuşanın da bizzat Tucker olduğunu öğrenince şoka girmiş.

Aşka inancı kalmamış. E normal.

 Yahu insan evlilikten vazgeçtiğini, ya da henüz erken olduğunu, ya da ne bileyim tereddüt duyduğunu söylemekten bu kadar mı korkar? Ölmüş gibi mi yapar?

 İlişki için en önemlisi, zaman..

 Karşınızdaki anın/duygularının/ hormonlarının dolduruşuna gelip yüz tane evlenme teklifi de etse ‘İşte beklenen an!’ noktasına gelmeyin. Evlenme teklifi bir sürecin sonu değil, aksine başlangıcı.

 Çok görüyorum etrafımda, evliliğin ne büyük sorumluluk olduğunu anladıktan sonra işi soğutmaya ya da ertelemeye çalışan erkekleri..

Karşınızdaki erkeğe, ama esas kendinize de zaman tanımalısınız.

 Kadın olarak esas siz,  ‘bu kişi hayatım boyunca partnerim olabilir mi, aşkımız sevgimiz  yıllar boyu sürer mi’ye bakmalısınız.

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Kötüde Israr Ediyorsanız, Hata Kimde?

/
Ne zamandır ilişki yazmadım. Zamanıdır. ‘Kötü erkekler’…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada eski sevgilisi Özge Özpirinççi’ye destek ve acıma dolu sosyal medya mesajları magazin gündeminin tepesine oturdu.

Bir çok meslekdaş, bu durumu kadınların Özpirinççi’de kendi terkedilmişliklerini bulmalarına bağladı.

 Hiç katılmıyorum. Bence sosyal medya bir çok konuda sağlıklı fikir paylaşımlarına imkan sağladığı gibi, maalesef vakti çok bir dolu insan için de bir ‘geyik yapma’ platformu oldu. Her olay ünlüler, ünsüzler, haset edilenler, hayranlık duyulanlar üzerinden zorlama espri üretme çabalarına vesile oluyor. Hiç de komik ve yaratıcı olmayan laf salatalarıyla bir düğün bir çok kişi için zehir oldu işte.

 Yeni evlenen çifte de, eski sevgiliye de yapılan ne ayıp…

İnsanlar ayrıldıysa bir bildikleri vardır. Evlenmeye karar verenlerin de öyle. Eski sevgili de son derece yetenekli ve güzel bir genç kadın. Kimsenin acımasına ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Özge Özpirinççi’ye iyilik etmek isteyenler varsa- iddiaları bu ya – adını eski ilişkisiyle anmaktan vazgeçseler artık çok iyi olur.  Ya da kendilerini gerçekten onun yerine koysalar.

Kendileri böyle bir ‘geyiğin’ konusu olmak isterler miydi, aynaya bakıp sorsunlar bakalım.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Ikea, Bayağı Vücut Direnci İstiyor

/
Ikea demişken.. Her taşınmada ziyaret etmişliğim var. Çok…

Dert Dinler misiniz?

Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça büyür. Yeri geldiğinde bizim de dertli başımızı yaslayacak bir omuza, gözyaşlarımızı silecek, bizi dinleyecek dosta ihtiyaç duyarız.

Onun için derdini yakınlara anlatabilmeyi de, yakınlarımızın derdini dinlemeyi de önemserim. ‘Köpürtmemek’ koşuluyla ama. Evlat, eş ya da bir akını kaybetmek, büyük maddi sıkıntılar, dermanı olmayan sağlık sorunları. Bunlar gerçek dert. O şunu demiş, bu böyle yapmış, öbürü kızdırmış, vs gibi sorunlar eften püften sıkıntı kategorisine giriyor- ama yine de bunlar üzerine de saatlerce konuşmaktan kendimizi alamıyoruz.

***

Ne yalan söyleyeyim, ilk duyduğumda şaşırmıştım bir tanıdığım “Asla dert dinlemem” dediğinde. “Derdi bir şartla dinlerim. Derman olabileceksem.. Çözümüne yardımcı olamayacağım derdi ne dinleyeyim?” diye düşünüyor. Hayatı gözledikçe ben bu sözü dikkate değer buldum. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?

***

Sevdiğiniz birinin gözyaşlarına, saatlerce yakınmasına şahit olmak acıdır. Ama daha acısı ‘bu konuda bir şey yapamamak’ değil midir? Etrfaınızda size dert anlatan kişileri gözünüzün önüne getirdiğinizde.. Bunların hep aynı kişiler olmaları, ve de hep aynı dertlerden yakınıyor olmaları pek tesadüf değildir. Zira, kabul etmesi zor ama çoğu insan dramlardan ‘besleniyor’. Düzeltemeyeceğiniz ve sizin neden olmadığınız bir sorunu dinleyip kalbinizi çaresizlikle bunalttığınızda karşınızdakine bir hayrınız dokunmadığı gibi kendi enerjinizi de yerle bir ediyorsunuz.

 ***

O nedenle..  Bence üzerinde bin sene konuşsak çare olamayacağımız dertlere yeteri kadar değindikten sonra onları hiç konuşmamamız en doğrusu. Kendi derdimiz de olsa bu böyle. Kaynattıkça koyulaşan ve bulanıklaşan sorunlara odaklanmak yerine, hayatın güzel taraflarına dikkati çevirmekte sayısız fayda var. Bir çözüm potansiyeli varsa, ancak böyle gerçekleşebiliyor zaten.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Tamam, Anneyiz de…

/
Sex and the City’nin bir sahnesinde kahramanlardan Samantha…

Zannedersiniz Obama..

Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç iriyarı adam. Kulaklarında Bluetooth kulaklık. Talimat verip duruyorlar. “Sağdan çıkacak dedimm!! Nerdesiniz?”

Amanın.. Zannedersiniz devlet başkanı falan koruyorlar. Valeye sordum, kimin korumaları diye.

Görevli utana sıkıla “..… Bey” dedi. Kim ki o, diye sordum. Bilemne Bey’in ne iş yaptığını bilmiyormuş. “Beş para etmez bir adam işte Defne Hanım. Zaten alınteriyle kazanmış kim böyle zengin oluyor ki?” diye dert yandı.

Ben de ‘Olur mu hiç?’ dedim, yaratıcı fikirle, sanatıyla, buluşuyla zengin olmuş bir kaç kişiden örnek verdim. O da gördüğü kadarıyla “Haklı servet sahibi olanın böyle afra tafrası, öldürülme korkusu, hava atma ihtiyacı pek olmuyor” dedi. Siz ne dersiniz?

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Ikea, Bayağı Vücut Direnci İstiyor

/
Ikea demişken.. Her taşınmada ziyaret etmişliğim var. Çok…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

Seda Sayan olayına girmeyecektim.

Ne var ki kendini savunmak için seçtiği tavır ve sözler beni mecbur kıldı. Anlıyorum ki, Sayan’a karşı bir kampanya başlatılmış. Seda Sayan da sinirlenmiş. Televizyonda kendini savunuyor. “Beni sevenler size prim vermez. Siz kimsiniz? Siz KİMSİNİZ??” diye…

Sonra anlatıyor.. Kendi ve annesi babasının şiddetinden çok çekmişmiş. Ama konuk ettiği eş katiline “Benim gibi bir kadın bile seni affetmezdi” demiş ya… Hah işte!! ymiş.

Ne dese.. O katili yayına çıkarmış olduğu, ve de katilin öldürdüğü kadının oğlunu telefonda haşladığı gerçeğini değiştirmiyor .

İyi bir yayıncıdır Seda Sayan. Ama yanlış yaptı. Yanlış, insana mahsus. Hatayı kabullenmek de erdem. Özür dilese bitecek bir yangına körükle gidiyor bence.

Bir de.. Yavuz hırsızın ev sahibini bastırması ülkemizde iyice adetten oldu. Her suçüstü yakalanan kendini açıklamak yerine “Sen kimsin ki?” diye onu eleştirene saldırıyor.

Sayan, programdan desteğini çeken sponsor firmaya da aynı şeyi söylemiş midir, merak ediyorum.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Ikea, Bayağı Vücut Direnci İstiyor

/
Ikea demişken.. Her taşınmada ziyaret etmişliğim var. Çok…