Monaco’nun Grace’i…

Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni ve yapımcısı birbirine girdi. Yılan hikayesine dönen film, Türkiye’de vizyonda.

Yurtdışında eleştirmenler filmi yerden yere vuruyor. Sarayın ‘gerçeklerle alakası yok’ diye protesto ettiği Monaco’nun Grace’ini merakımdan uçakta izledim.

  • Film Charles de Gaulle başkanlığındaki Fransa’nın Monaco’yu kendi sınırlarına katmakla tehdit ettiği bir dönemi anlatıyor. Monaco’lular da vergi vermek istemeyen, kumar ve gösteriş düşkünü tipler olarak resmedilmelerine rağmen, filmin kötüsü Fransızlar.
  • Grace Kelly’nin de kendi kişisel varoluş savaşı sürüyor bir yandan. Ünlü aktris, bir baloyla ülkenin kaderinde büyük bir rol oynuyor!
  • Grace Kelly’nin hayatı bir peri masalı değil. Prens Rainier’le arasında gerçek bir aşk ilişkisi yok. Hatta prenses, boşanmak istiyor.
  • Kraliyet ailesine gelin gitmenin özenilecek bir tarafı yokmuş.
  • Sinemaya geri dönemeyen aktris, aslında en zor karakteri canlandırıyor. Sonunda prensesi ‘oynamak’ zorunda kalıyor.
  • Nicole Kidman, kesinlikle iyi bir seçim. Tip olarak Kelly’yi daha iyi canlandırabilecek başka oyuncu olamazdı.
  • Rahmetli Joan Rivers’a kadar pek çok eleştirmen Kidman’la “Bakalım yüzündeki onca botoks duygu göstermesine izin verecek mi” diye aylar boyu uğraşmışlardı. Hakkını yemişler. Kidman’ın yüzü gerektiği an gayet güzel kırışıyor. Donuk değil, sadece soğuk. Ve kırılgan. Grace Kelly gibi.
  • Ne var ki Kidman’ın kariyerine katkı sağlayacak bir performans değil filmdeki. Oyuncunun kabahati yok, sorun senaryoda. Derinliksiz, inandırıcı olmayan diyaloglar.. Tuhaf bir kurgu…
  • Kostümler, mücevherler güzel. Nicole Kidman’a her giydiği yakışmış. Gözler bayram etsin diye, ya da sadece meraktan izlenebilir.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Yolu Açık ve Aydınlık Olsun…

Karmakarışık duygular içindeyim. Bir yanım mutlu, bir yanım… Tarif edemiyorum. Uçaktayım şimdi, ailece Los Angeles’a gidiyoruz. Yeni bir hayat başlıyor hepimiz için. Çünkü büyük kızım Deren, yuvadan ilk kez ayrılıyor. Orada okuyacak.

Çocukları benimkilerden büyük olan arkadaşlarım beni uyarıp duruyor ne zamandır: “Bak, bir kere çıktılar mı evden, bir daha gelmiyorlar geri. Ancak tatilden tatile.”

Hazır değildim böyle hissetmeye. Küçük yaşta anne oldum ben; şimdi yanımdaki koltukta uykulu gözlerle film seyreden genç kız, yıllar boyu hem bebeğim hem en yakın arkadaşım oldu. Bir şekilde birbirimizi büyüttük.

Bir gün geliyor.. Yavru kuşların kanatlarını ‘denemeleri’, bunun için de uçmaları gerekiyor işte. Çocuklar evlense bile anne babalarıyla hem maddi hem manevi göbek bağının bir türlü kesilmediği bir kültürden gelen bizler için böyle dönemeçler pek kolay değil.

Çünkü kendimizi çocukların ‘sahibi’ olarak görüyoruz, onlar için neyin doğru olduğunu hep biz biliyoruz. Oysa birey olma yolunda fanustan çıkmak, kendi hayatlarının sorumluluğunu alıp, yanlış yapa yapa kendi doğrularını bulmak çocukların en doğal hakkı. Bize düşen sadece elimizdeki imkanlarla hayallerini gerçekleştirme yolunda onlara olabildiğince destek olmak. Onları kayıtsız şartsız sevmek, motive etmek ve alkışlamak.

Arada bir vuran ve gözlerime yaşlar dolduran annesel “İyi ama ne yiyecek, ne içecek, nasıl idare edecek bir başına…” endişelerine kulak tıkamaya, bu yeni dönemin onun için çok hayırlı olacağına odaklanmaya çalışıyorum.

Çocukları hayata atılma yolunda evden ayrılmış, çalışmaya ya da okumaya gitmiş, benzer duyguları yaşayan tüm anne babalara sabır ve güven dileklerimle..

Çocuklarımız Allah’a emanet, yolları da açık olsun.

Benzer Yazılar

Bir Gün Kaybedeceğini Bilerek...

/
“İyi de çok büyük bir sevgi kapısını kapatmış olacaksın…

Yolu Açık ve Aydınlık Olsun…

/
Karmakarışık duygular içindeyim. Bir yanım mutlu, bir yanım… Tarif…

Köktendinci Kim Çıkacak?

ABD’de de yeni yayın dönemi başlıyor malum. Her tarafta yeni sezon billboard’ları asılı. Bir tanesi her yerde gözüme ilişiyor. Çünkü fanatikçe izlediğim ve yeni sezonunu heyecanla beklediğim bir dizi, Homeland. Bu köşede yer almasının nedeni ise son sezonun finalinde CIA ajanı Carrie Mathison’un İstanbul büro şefliğine atanmış olmasıydı. Olağanüstü performansıyla bir çok ödül kazanan Claire Danes, nasıl bir İstanbul anlatacak, dördüncü sezon İstanbul’da mı geçecek derken…Billboard’a bakıyorum.  Carrie. Başında kırmızı bir örtü. Etrafında da baştan aşağı kara çarşaflı insanlar.

Dizi İstanbul’da değil, Güney Afrika’da çekiliyor aslen. CIA ve karanlık Ortadoğu ülkeleri/ terör örgütleri, vs çevresinde dönen ilişkiler anlatılırken bizi nasıl resmedecekler merak içindeyim. Gerçi fragmandan ve haberlerden anladığım kadarıyla hikaye Pakistan bağlantılı olacak. Bakalım kötü, karanlık, terörist, köktendinci kimin ülkesinden çıkacak?

IŞID ve onunla mücadele bu kadar gündemdeyken, içinde İstanbul geçen her Hollywood yapımı ilgi çekmeli. Beyaz Saray’ın incelikli göndermeleri için biçilmiş kaftan oluyor ya bu tip prodüksiyonlar.

Neyse.. 5 Ekim’i bekleyeceğiz artık.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne demek istediğimi hemen anlayacak. Dünyanın bizim batımızda kalan tarafında kurallar ve onlara sonuna kadar uymak esastır ya. Bizde ise- haydi itiraf edelim – kurala, kitaba göre davranmak biraz çaylak olmak, hatta enayilik olarak görülüyor.

Mesela trafik. Bizim sokaklarda normal süratte araba kullanıyorsanız, önünüzdeki araçla önünüzde iki metreden fazla mesafe bıraktıysanız, şerit değiştirirken işaret veriyor ve yavaşlıyorsanız..  Beş dakikada beş yüz korna yersiniz ..  Zira işi bilmiyorsunuzdur.

Los Angeles’ta araba kullanıyoruz. Yıllardır yapıyoruz ama yine de ilk günler hep bir uyum sorunu oluyor elbet. Arabayı kullanan arkadaşım, en sol ‘carpool’ şeridinde. Trafiğe yük olmasın diye bir kaç kişi birleşip tek araca binenler ( yani carpool yapanlar) bu şeridi kullanabiliyor. Çok rahat, bomboş. Yandaki şeritlere bakıyoruz. Aracının içinde yalnız olanlar o şeritleri doldurmuş, trafik nasıl kilit! Yine de hiç biri bizim şeride girmeye yeltenmiyor.

Aklımıza uysa da bilinçaltımıza ters bir durum. Arkadaşımın ayağı hep frende. Çünkü her an yan şeritten birinin kural ihlali yapıp önüne direksiyon kırmasını bekliyor. Kafası beklemese de ayağı, bacağı tetikte. Öyle alışmış ya.. Gülüyoruz.

Sadece trafik kuralları ve onlara uyan batılılar değil gündemimiz. Eloğlu arabaları da iyice akıllandırmış. Arkadaşım kiralık arabadaki koltuğun arada bir neden poposunu dürttüğünü anlayamadı. Abartmıyorum, resmen araba koltuğu arada bir cep telefonu gibi titreşerek poponuzu uyarıyor. Meğer neymiş? Şeridinizin tam ortasından gitmiyorsanız araba anlıyor, taştığınız yerden poponuza ‘Zzz!!’ yapıyormuş. Hizaya getiriyor yani! Tam bize göre.

Yine gülüyoruz.

Ve köprüye bağlantı yolundan kilometrelerce önce her yolu tıkayan kendi söforlerimizi anıp, itiraf ediyoruz:

İsyankar genlerimize rağmen kurallara uymak ne güzel. Birlikte yaşamak çok daha kolay o zaman.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Haberin Mutlu Edeni…

Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı yetiyor. İstediğim an her haber kanalı ya da gazete önümde. Ne var ki maruz kaldığım haberlerin yine hemen hepsi politik çatışma, kavga ya da felaket içeriyor.

Gözüme çarpan sevindirici ve içimi mutlulukla dolduran tek haber Gülben Ergen’le Erhan Çelik’in düğün haberi oldu. Süper sade, içten bir yer ve kıyafet seçimi. Sevgi dolu kareler.

Gülben’in Instagram hesabında yayınladığı mesajı da çok sevdim.  Çelik’in  “Önce ‘güven’, aşktan önce gelir kabul mü?” yle başlayan teklifi.. Sonra ‘saygı’ ve ‘ana- baba olmak’ la devam eden. Güven ve saygının olmadığı ilişki zaten aşk değil ki. Karşı çıkan çok olur şimdi ama, güven ve saygı yokken hissedilen olsa olsa tutku, belki ihtiras, çokça şehvet.

Gülben ve Erhan’ınki en sağlam temel üzerine inşa edilmiş görünüyor. Allah ömür boyu mutlu etsin.

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Fırsatlar ve Hayalkırıklıklarının Şehri

Film endüstrisinin global başkenti Los Angeles. Her cazibe merkezi büyük şehir gibi nice zafer ve gözyaşına sahne olmuş olan ‘Melekler şehri’, özellikle performans sanatı icra edenlerin durağı. Beyazperdeye gönül vermiş herkesin hayallerinin en tepesinde Hollywood var.

Dünyanın her tarafından olduğu gibi Türkiye’den de pek çok isim, ajanslarla bağlantı halinde. Fırsat buldukları zaman hem ufuk genişletmek, İngilizlerini geliştirmek hem de bir kapı aralamak için LA’de bir kaç ay ya da yıl geçiriyorlar.

Bu uğurda çalışıp çabalayan milyonlarca aktörle hayalleri aynı. Bir Hollywood yapımında yer almak.. Sokaklarda Cassandra gibi neşeyle hedefine giden ve hayat ona iş olarak ne getirirse şükranla kabul edenler de varHenüz gerçekleşmemiş hayallerine gitgide içerlemeye başlamış, kendini tüketenler de..

Hayat oyununda bütün dönemeçler, bütün yollar, keşfetmemiz için değil mi?

Her şeyi bir oyun gibi görmeye başladığımızda istediklerimiz de istemediklerimiz de anlıyoruz ki, aslında ‘olması gerekenler’. Hele oyuncular için.

Benzer Yazılar

Nereye Yürüyorum?

/
Bayağı doğum sancısı yaşadım sayılır bu son haftalarda.…

Helal Olsun Mustafa Amca

/
İşte ömür boyu sevgi ve sadakatin örneği. Hatta, ömür…

‘Yol’, Stresi Kontrol Altına Almaktan Geçiyor

/
* Piyasaya çıkan kişisel gelişim kitaplarına hem mesafeliyim…. *…

Eskicilikten Kurtulmanın Hafifliği

/
Günün her saati hiç düşünmeden spora gidebilir, bir saat…

Fırsatlar ve Hayalkırıklıklarının Şehri

/
Film endüstrisinin global başkenti Los Angeles. Her cazibe…

Kanserleri Yere Seren Kadın…

/
Şahane tipli, incecik, kaslı bir kadın çimlerin üzerine…

Değişim Zamanı

/
İşinizden ayrıldınız. İsteğinizle değil. Atıldınız.…

Ayağa Kalkma Zamanı

/
İnişler çıkışlar demişken.. Madem bunlar kaçınılmaz,…

“Oyuncuyum.. Bir de Garsonum”..

Kuzenim Atıl, yönetmen. Geçen gün Los Angeles restoranlarından birinde oturuyoruz.

Atıl oyunculuk okumak için Los Angeles’a getirdiğimiz kızım Deren’e döndü ve şunu söyledi: “Etrafındaki bütün garsonlara, satış elemanlarına bir bak. Bunların yüzde 99’u, hatta hepsi oyuncu. Hepsi bir gün uygun bir rol gelir diye bekliyor. Bu meslekte reddedilmeye ve beklemeye hazır olmalısın.”

Ertesi gün… Anne- kız oturduğumuz bir kafede de bize servis yapan garson kız Deren’in seçtiği bölümü öğrenince hemen : “Ben de oyuncuyum!” dedi. Geçen sezon sinemalarda gösterilen Zac Efron’ın ‘Neighbors’ filminde oynamış. Yine popüler TV dizilerinden Sons of Anarchy’de bir kaç bölüm oynayacamış. Adı Cassandra. Sarışın, mavi gözlü, neşeli, cıvıl cıvıl.

Ama bakın nerede çalışıyorum! Sen de rol beklemeye, beklerken başka işler yapmaya hazır olmalısın…”

Halinden hiç şikayetçi değildi. Bize sendika, ajanslar ve sektör hakkında bir çok bilgi verdi. Sonradan gelen arkadaşımıza Cassandra’nın oyuncu olduğu söyledik. O da “Bize bir rol yapsana!” demez mi.. Kızcağız rencide olur mu diye beklerken- ben her şeye alınırım diye herkesi kendim gibi sanıyorum- kız bir anda gözlerini önüne dikip saniyeler içinde ağlamaya başlamasın mı… “Daha fazla çekemeyeceğim!” diyerek yanımızdan uzaklaştı. Sonra gülerek döndü ve reverans yaptı. Biz de çılgınca alkışladık…

Benzer Yazılar

“Oyuncuyum.. Bir de Garsonum”..

/
Kuzenim Atıl, yönetmen. Geçen gün Los Angeles restoranlarından…

Kumaş Bezin Dönüşü..

Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar ve bu bezlerin kullanımı arttı.

Çevre mevreyi korumak  iyi hoş ama, benim için rahatlık önemli” diyorsanız… Bilin ki bir bebek, bezi bırakana kadar ( 5 yaş diyelim) toplamda 8 bin hazır bez kullanıyormuş. Bunun bedeli de 5 bin liradan fazla.

Yıkama masrafları da içinde olmak üzere kumaş bez ise toplamda, yani beş yılda bin lirayı bile bulmuyor. 

Yeni döndüğüm Los Angeles’ta bir servis var. Bebeğiniz için evinize bir haftalık yumuşacık kumaş bez getiriyor, sizdeki kirlileri toplayıp, yıkayıp tekrar kapınıza getiriyorlar!

Kullananlar pek memnun. İlk çocuğunu hazır bezle büyüten bir çok kadın, kumaş beze terfi etmiş durumda.

Böylelikle hem aile bütçesi rahatlıyor, bir yılda çöpe atılan milyarlarca bebek bezinin çevreye verdiği zarar büyük ölçüde azalıyor.

Haa, bir de.. Bu yeni tip kumaş bezlerde hiç ama hiç sızıntı problemi olmuyormuş, benden söylemesi. İlgilenenler için link’leri twitter’dan paylaşacağım.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

“Ayrı Dünyaların İnsanıyız…”

Claire Danes, NY Times’a açıklama yaptı da öğrendik Homeland’in konusunun Türkiye yerine neden Pakistan’a kaydırıldığını. Türk hükumeti, Türkiye’nin imajını hoş olmayan şekilde tasvir edebilecek metin ve sahneleri önden incelemek istemiş. Yapımcılar da sıcak bakmamış.

Zaten bu ilişki yürümezdi. ABD’li yapımcılar Pentagon ve CIA’yle ne kadar parallel çalışsalar da hiç çekinmeden yapımlarında ABD başkanını ‘kötü adam’, hatta hırsız, terör destekçisi falan yapabiliyorlar. ABD’yi de kötü gösterecek, hatta küçük düşürecek bir çok unsura yer verebiliyorlar.

Bir de bizi düşünün 🙂

Çok sorun çıkardı. İyi ki bu ilişki başlamadan bitmiş deyip, biz kendi realitemizde, kendi dizilerimizde, kendi hikayelerimizi anlatmaya devam edelim.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

Mutluluk ve Eğlence Dileklerimle..

Yaklaşık iki haftalık bir ABD seyahatinden sonra tam bayram öncesi yurda döndük. Bayramların geleneksel aile ziyaretleri yerine şehirlerden kaçmak için fırsat görüldüğü bir dönemde ben son yıllarda hep evde kalmayı tercih eder oldum.

Yıllarca programlanmış gibi, binlerce insanla aynı anda, kaçarcasına bir yerlere sözümona tatile giderdim oysa. Çalışanlar üç beş günü aşan tatillere başka ne zaman çıksın-hele ailece, diye düşünürdüm. Sonra anladım ki öyle tatil, pek tatil olmuyor. Dinlenemiyorsunuz. Bedeniniz koştururken ruhunuz bir yerlerde kalıyor. En önemli şey denge. Eğlencelinin de, koşturmanın da, dinlenmenin de ‘kararında’ olanını seviyorum.

Bu bayramı sevdiklerimle koşturmadan, her anın keyfini çıkararak, havayı, bulutları, ağaçları selamlayarak geçirdim. Sosyal hayat ve eğlence istediğimde de İstanbul bana kalmış gibiydi! Her giden güle güle gitsin, ve neşeyle evine dönsün ama daha az nüfusla İstanbul zorluk derecesi ve nazı azalmış sevgili gibi. Sevdikçe sevesiniz geliyor.

Güzel gezegenimiz, vatanımız, parlayan güneş, ağaçlarımız, bizi besleyen toprağımız, ve yeryüzündeki tüm canlılar için şükürler olsun. Yaradan’ın bize verdiği ve vermediği her şey için şükürler olsun. Yaşlılarımıza uzun ömür versin, aramızda olmayan büyüklerimiz nur içinde yatsın. Çocuklarımızla birlikte hep neşeyle güldüğümüz, sağlıklı huzurlu, barış ve eğlence dolu ömürler diliyorum hepimize.

Kurban Bayramımız kutlu olsun.

Benzer Yazılar

Mutluluk ve Eğlence Dileklerimle..

/
Yaklaşık iki haftalık bir ABD seyahatinden sonra tam bayram…