Erkeklerin ‘Arazi’ Olma Nedenleri 1

’Daha geçen hafta hayatımın en romantik tatiline çıkmıştık ama..’’

’Üç gün önce ‘Evlendiğimiz zaman nerede oturalım?’ diye soran adam bunu nasıl yapar?’’

 ’Daha ilk hafta beni annesiyle/çocuğuyla, vs tanıştırmıştı..’’

O kadar çok duyuyorum ki bunları. O kadar çok görüyorum ki olan biteni nasıl yorumlayacağını bilemeyen kadınları, genç kızları.

Adam arazi olmuş.

Ses seda yok.

Annesiyle tanıştırdı sizi, evlilik teklif etti-ya da ima etti-, geleceğe dair planlarını paylaştı.. Peki ya bunlar ne demekti?

Çoğu erkek-istisnalar kaideyi bozmaz- için bu gibi tanışma, plan, konuşma faslı, kadın için taşıdığı anlamı zaten taşımaz. Kadınlar bunları ilişkide ileriye doğru bir ‘kilometretaşı’ gibi görse de, erkek algısı farklıdır. Bugün sizi, yarın bir başkasını ailesiyle tanıştırabilir. Geleceğe ilişkin ‘planvari’ konuşmaları herkesle yapıyor olabilir. Hele bir tür erkek var ki, bu işi profesyonel oyun haline getirmiş. Onlara bir başka yazıda değineceğim.

 Yetemediğini hisseden, çaktırmadan gidiyor…

 Bugünkü konumuz aslında oyuncu, düzenbaz, kötü niyetli olmadığı halde bir anda geri çekilen, hayatınızdan yok olan erkekler.

Hani, sizi ‘Acaba ben mi bir yerde yanlış yaptım; o sözü demese miydim, o kıyafeti giymese miydim’ diye haftalarca düşünmeye sevkeden sevgililer.

Erkek bir yerde, kadına ‘yetemediğini’ hissettiği zaman da kaybolabiliyor. Bu yetersizlik entelektüel, fiziksel, her türlü olabilir. Maksat kadına bunu ‘çaktırmadan’ gitmek.

En başta gelen yetersizlik nedenlerden biri, para.

İki erkek okurumla, ve bir grup erkek arkadaşımla bu konuyu tartıştık.

Erkeklere kulak verelim:

’Doğru düzgün bir kız arkadaş için erkek, kesenin ağzını açmak zorunda. Her kadın talepkar. Bunun dışarıda yemeleri, içmeleri var, özel günler için özel programı, hediyeleri var.Elbette yaparım sanarak ilişkiye giriyorsun. Sonra bir bakıyorsun ki, işin gücün yolunda gitmemiş. Kredi kartına yüklenmişsin, borç olmuş dağ… İlişki düzgünse, kadın bir ciddiyet sinyali de bekliyor, bunu da mutlaka ‘çaktırıyor’. Ee sen ne yapıyorsun.. Yüzük, müzük, kira olayına girecek durumun hiç yoksa? Sudan bir sebeple bir şeye kızıp araya mesafe. Telefona çıkmamalar. İlişkiyi bitiriyorsun.’’

Peki, iş ciddiye binince mi oluyor bu genelde? Belki sadece sizinle ilgili bir durumdur, adanmışlık sorunu falan?

’Hayır, bir çok arkadaşımı sayabilirim böyle yapan. İlişkinin evlilik düzeyine gelmesine de gerek yok. Herhangi bir özel gün öncesi genelde bu arızayı çıkarırız. İki, üç gün sonrası ya yıldönümü ya da hediye almayı gerektirecek başka bir gündür.’’

Arıza nasıl çıkarılıyor?

’Ben arayıp sormayı keserim.  Oradan nasılsa sorun çıkar. Sonra da ‘Esas sen aramıyorsun’ derim. Arkadaşım M. mesela, şu anda hala aynı kadınla beraber ama parasız zamanlarında mutlaka ‘Ona baktın şuna göz süzdün’ diyerek kavga çıkarıyor! Kadın perişan. Hata yaptı sanıyor, bundan sonra kafasını yerden kaldırmıyor, ama nafile.. Arkadaşım o bir ayı bu şekilde atlatmış oluyor’’

Hiç vicdanınız sızlamıyor mu? Bu kadınlar, kızlar bazan aylarca sorunun kendilerinden kaynaklandığını düşünerek mahvoluyor.

’İğrenç bir şey, kabul ediyorum. Başka çare yok. Kadın beni postalayacağına, ben giderim.’’

Karizmam çizileceğine, namım yürüsün..

Nereden biliyorsunuz kadının sizi postalayağını? Belki durumu anlatsanız, gücünüzün neye yettiğini açıkça paylaşsanız?

’Valla, bu durumda yanınızda kalan kadın o kadar az ki, şaşarsınız. Bizim de tecrübemiz var elbet. Böyle davranınca peşinizden koşuyorlar. İsterseniz arada görüştüğünüzde de yine sizi tek gece için bile kabul ediyorlar. Oysa durumu izah etsek.. Desek ki ‘Gel biraz evde oturalım, bütçemize göre yaşayalım.. Anında sizi bırakır, paralı adama giderler. Kadınların yüzde 90’ı böyle’’

E gitmek isteyen gitsin.. Siz de o kadınla ilgili bir şey öğrenmiş olur, yola devam edersiniz..

’Ne gereği var.. Bakın, para sıkıntısı çeksem de bunu kadının anlaması olanaksız. En iyi arabayı kullanıp, en iyi yerlere götürebilirim. Sadece bunu uzun süreli yapamam.  Niye gerçeği söyleyip karizmayı çizdireyim? Hiç olmazsa namım yürüsün..’’

Nasıl ama? Düşünceleriniz? Yazın bana. Yer bittiği için devamı Pazartesiye olsun.

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Niye Aramıyor?

Birinden telefon gelmesini ümitsizce istediğiniz oldu mu? Beş dakikada bir mesaj var mı diye cep telefonunuzu kontrol ettiğiniz?

Öyle kadınlar tanıyorum ki, ‘o’ erkekten telefon gelsin diye neredeyse beyin dalgaları kullanarak telefonun çalmasını sağlacaklar.

Tanışıldı, görüşüldü, arayacağım dedi. Bu kadar… Bir yaşanmışlık yok, ilişki yok, işin daha çok başı. Niye aramıyor?

İlişki uzmanları ne diyor bakalım.

  • Aramıyor, çünkü sizinle ne yapacağını bilemiyor. Zamanlama yanlış. Herkesin ilişkiyle her an hazır olduğunu düşünmek hatasını yapabiliyoruz zaman zaman. Erkeğin kendi hayatında işiyle , finansal durumuyla, ailesiyle ilgili dikkatini gerektiren aşktan meşkten öncelikli durumlar vardır belki.
  • Aramıyor, çünkü bir kadınla olgun, dengeli bir ilişkiye ve yakınlaşmaya hazır değil. Daha yüzeysel işler peşinde. Sizden bu anlamda ‘bir iş çıkmayacağını’ anlamış olabilir. Ya da yüzeysel olsun olmasın bir ilişkiye hazırsınızdır, ama erkek sonrasında sizden kolay kurtulamayacağı hissine kapılmıştır. Bu tiplerin aramaması zaten daha hayırlıdır.
  • Aramıyor, çünkü yaptığınız ya da dediğiniz bir şey onu sizden uzaklaştırdı. İlle de yanlış bir şey yapmış olmanıza gerek yok. Hassasiyet gösterdiğiniz bir konu başlığı ya da garsona davranış biçiminiz, belki onu çok yormuş olan eski sevgilisini hatırlattı. Belki verdiğiniz bir mesaj sizinle bir ilişkinin ‘zor’ olacağı izlenimine kapılmasına neden oldu.

Geçenlerde Rolf Dobelli’nin Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitabından bahsetmiştim. İkinci kitapta ‘Tek sebep arama yanılgısı’nı anlatıyor. Hiç bir olayın bir tek nedeni yok. Dolayısıyla aranmıyorsanız, bu sizden kaynaklanan ya da sizinle hiç alakası olmayan bir dizi nedenden olabilir.

O zaman ne yapmalıyız?

Hayırlısı böyleymiş deyip, geçip gitmeliyiz. Ciddiyim.. Kadınlar kadın olmanın güzelliğini unutmuş gibi davranıyor artık. Roller değişiyor. ‘Elimi sallasam ellisi’ havasında olan, kadınlar değil, erkekler. Size kadın olduğunuzu, özel olduğunuzu, istendiğinizi hissettirmeyen erkekle ne yapacaksınız ki? Bir ilişki nasıl dinamiklerle başlarsa öyle devam eder, başta üstünüze düşmeyen birinden zaten sonradan bir Romeo çıkmasını beklemeyin.

Gezin, eğlenin, hobilerinize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın. Bu arada ‘niye aramıyor’ dedirtmeyip hak ettiğiniz ilgiyi gösterecek erkek mutlaka karşınıza çıkacak.

 Yeter ki nasıl birini hak ettiğinize önce siz inanın.

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Kız Doğmak Şans mı?

Kadın olmak zor diyen, biziz. Yani kadınlar.

Kimi erkeğe sorarsanız, hayat bize güzel.

‘Ben Bir Gün Kadınken’de benim canlandırdığım karakter Pelin, Kerim’le (Hakan Bilgin) evli.

Kerim oyunun başında kızlarının geleceğiyle ilgili kaygılarını belirtirken bir dolu laf ediyor.

Ve ‘’Bende şans olsa, anamın karnından kız doğardım!’’ diyor..

Öyle ya…  Kadın, okusa da okumasa da ‘hayırlı bir kısmet’ bulup da evinin kadını oldu mu, hayatı nasılsa garanti. Kerim de kızı için bunu diliyor. Okusun tabii, diyor.

Öğretmen falan olsun.

Eve geliş gidiş saati belli olsun. ‘Kadın gibi kadın’ olsun.. Kocası ona baksın. Tüm ihtiyaçlarını karşılasın. Korusun kollasın. Evin patronu da haliyle o olsun.

Kerim tipinin ait olduğu belirli bir sosyoekonomik grup yok aslında. Eğitim, gelir düzeyi farketmiyor, bu topraklardaki egemen kültür erkeğin çoğunda böyle bir mantal programlamaya yol açmış durumda.

Buraya kadar söylediklerimde yeni ya da kafa karıştıran bir şey yok. Üzerinde düşünmemizi istediğim nokta, ‘kadınların’ bir çoğunun da bu görüşte olması.

Erkek bana sahip çıksın, korusun, baksın, evde onun borusu ötsün. Diploma? Olsun. Duvara asarız. Ya da ‘kadın gibi kadın’ kalabileceğimiz bir iş yaparız. Maddi manevi her sorumluluğu erkek üstlenince, parayı veren düdüğü çalıyor. Birlikte yaşamanın ve kadının hangi sınırlar içinde çalışabileceğinin kurallarını koyan, erkek oluyor.

Bir de, ‘Erkek her sorumluluğu üstlensin, ama ben her türlü özgür olmak da isterim’ciler var. ‘Her ihtiyacımı o karşılayacak, ama bana karışmayacak’cılar. Azınlıktalar, ama varlar. Onlar da başka bir yazının konusu olacak.

Üzerinde düşünelim. Görüşlerinizi bekliyorum. Kuliste bile kaç farklı yorum çıktı bu konuda, bakalım sizlerden ne gelecek?

 

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

“Ya Porno, Ya da Ben..”

Geçenlerde icloud hesabı hack’lenerek çıplak fotoğrafları internete sızdırılan ünlü yıldız sonunda dayanamadı ve açıklama yaptı. Başına geleni ‘bir seks suçu’ olarak tanımlayan Lawrence, fotoğraflarına bakanlara da ateş püskürdü. Günlerce ağlamış, sinirlenmiş, önce bir özür açıklaması yazmayı düşünmüş.. Sonra kendine de kızmış. “Özür dileyecek bir şey yapmadım ki.. Kendimi çıplak göstermek istediğim kişi, dört yıldır harika bir ilişki yaşadığım erkek arkadaşımdı. Bütün dünya değil. Onunla da farklı ülkelerde yaşıyorduk. Yani.. Ya pornoya bakacaktı, ya da bana…”

Düşünün..

Daha 24 yaşında… Oscar ödülü var. Şimdiden dünyanın gelmiş geçmiş en güzel kadınları listesine girmiş, dünya üzerinde milyonlarca hayranı olan bir isim, Jennifer Lawrence.

O da, –hatta o bile–  erkek arkadaşını elinde tutmak için, onun gözünde kendini daha da cazip ve seksi kılmak için çaba sarfetmek zorunda hissediyor. Yani objektif karşısında her ne yaptıysa kendini daha dişi hissetmek için, kendi keyfi için değil.

Erkek arkadaşı ‘başka kadın bedenine bakmasın’ diye!

Biz kadınlar bazen ne naïf oluyoruz gerçekten. Yaşı kaç olursa olsun, pornografik materyale göz atma merakında olan erkek, evde/dünyanın bir ucunda onu bekleyen dünya güzeli bir kadın da olsa alışkanlıklarından pek vazgeçmiyor. Jennifer Lawrence’ın amacı erkek arkadaşını bundan uzak tutmak idiyse, umarım işe yaramıştır.

Kimi erkek de vardır ki birini sevdi mi gözü dişi sinek bile görmez. Sayıları az olsa da sevgili okurlar, inanın böyle erkekler de var.

Onlar gibi değerlisini elde tutmak için değil, mutlu etmek içinse ne yapsanız değer.

***

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Taklitçi Erkekler…

Bu köşede özellikle kadın okurlara yönelik ‘erkekler neden bir anda yok olur, neden aramayı keser’ konulu yazılar yazdım. Psikologları/ ilişki uzmanlarının workshop’larından derlenmiş bigilerle erkeklerin biz kadınların anlamakta zorlandıkları davranışlarına değindim ve olası nedenlerini sıraladım.

Yazılar hep “Size hak ettiğiniz ilgiyi göstermeyen, telefon başında bekleten adamı zaten bırakın gitsin” diye bitti.

Çünkü bu erkekler ya size ve ciddi bir ilişkiye uygun değil, ya da ‘player’, yani ‘oyuncu’lar. Maksat sizi ele geçirmek, skor yükseltmek, sonra siz ne olduğunu anlamadan ortadan kaybolmak. Bırakalım gitsinler.. Size hiç faydaları olmaz.

Kitapçılarda etrafınıza göz gezdirin. Baştan çıkarma taktikleri üzerine bir yığın kitap göreceksiniz. Güvendiğim bir erkek arkadaşıma göre bu player işinde ustalaşmak ya da sadece istediği kadını elde etmek isteyen bir çok erkek bu kitapları alıyormuş. Sadece kitapları değil, kadın dergilerini de takip ediyorlarmış. Kadın dünyasında nelerin konuşulduğunu, nelerin ‘in’ olduğunu iyice öğrenip planlarını bunun üzerine kurmak için.

Bu kitaplarda- ve bu erkeklerin birbirine verdikleri akılda- oyun planı net: Belirsizlik yaratmak, kadının kafasını karıştırmak. Bir sıcak, bir soğuk yapmak.

Yeni tanıştığınız erkek üzerinize düşüp düşüp bir anda ilgiyi kesiyorsa, bunu taktik amaçlı yapıyor olabilir. Ya kitaptan, ya arkadaştan ya kendi tecrübesinden öğrenmiştir: Kadınları duygusal olarak dengesizleştirdiğiniz zaman, daha savunmasız, ele geçirilmeye daha yatkın olurlar. Tavsiyem… Dengenizi bozan adamla aranıza mesafe koyun. Hatta ondan vazgeçin lütfen. Kendine gerçekten güvenen, böyle oyunlara ihtiyaç duymayan nice düzgün erkek varken..

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Sarılmak Bile İçten Gelmiyorsa…

ABD’deki bir araştırmadan yola çıkarak ‘Yatakları ayırmak evliliğin ömrünü uzatır mı’ diye sormuştum geçen gün. Sizden bir çok email geldi. Tahmin edebileceğiniz gibi, çoğu kişi ayırmama taraftarı.
Toplumumuzun buna hazır olmadığı düşüncesiyle. Bir okurum, yetişme tarzımızın buna izin vermeyeceğini, aynı evlerin içinde birbirimize bağlılık bir yana birbirimize ‘mahkum’ yaşadığımızı, yatak ayrımak talebinin bile aile içi şiddete neden olabileceğini söylüyor. Fikre karşı olanlar, ‘Aile yapımıza ters, bireysel özgürlüğün pek saygı görmediği bir toplumda kim özel alanını savunabilir ki?’ diyor. Ayıralım diyenlerinse ortak noktası horlamanın sorun olmaktan çıkması, tek başına daha rahat olmak. Kimi okurlar, özellikle yaş ilerledikçe eşlerin birbirine saygısı azalmasın diye yatakları ayırmanın iyi bir fikir olacağı görüşünde.
Şaşırdım. Kimse ten temasından, hayat arkadaşınızla sarılarak yatmanın da ilişkiyi beslemesinden bahsetmemiş. Sarılmak, birbirine değmek, başını eşinin göğsüne yaslamak da bir iletişim şekli değil midir? Konuşmasanız da sadece iki elin birbirine değmesi bile binlerce duygu alışverişine neden olmuyor mu?
Ben birlikte uyumanın, yaş kaç olursa olsun, ilişkiyi güçlendirdiğini, aradaki güveni ve sevgiyi artırdığını düşünüyorum.
Tabii, bu sağlıklı ilişkide mümkün. Bir başka okurum, uzun süreli evliliklerde ‘özel alan’ ihtiyacının bir mecburiyet olduğunu savunuyor. Ona göre insanlar birbirinden kaçınılmaz olarak sıkılıyor. Yatakta da ayrı olmanın-içten içe olsa da- tercih edilmesi bu yüzden. O özel alan, büyüdükçe, ten teması ve sarılmalar da gereksiz kalıyor. Sohbet edemediğiniz, birlikte kahkaha atamadığınız adama ya da kadına, yatakta sarılmak içinizden gelir mi?
İlişkiyi her daim birbirine sarılmak, birlikte uyumak isteyecek kadar sağlıklı tutmak. Zaten işin zorluğu da bu değil mi?

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Yanındakinize Midas Dokunuşu

Gerilim ve cinayet filmlerinin usta yönetmeni Alfred Hitchcock, ‘Sapık’ (Psycho) filmini çekmek için bütçe ve destek bulamadığı bir dönemde, karısı Alma’yla da ilgili problemler yaşamaktadır.  Karısı ‘Sapık’ için hiç heyecan duymaz. Hitchcock bunu, Alma’nın başka bir adama ilgisine bağlamıştır. Kendisi de senaryo yazarı ve yönetmen olan Alma ise kocasının bencilliği ve nankörlüğünden yılmıştır. Ömrünü eşinin prodüksiyonlarına, sağlığına, bakımına adamış bu kadın bir teşekküre hasrettir. Üstelik, Hitchcock’un herkesin malumu olan sarışın başrol oyuncularıyla ilgili hayranlığını da sineye çekmektedir.

Dahi yönetmenin hayatının bu bölümünün anlatıldığı ‘Hitchcock’ filminin sonuna doğru çifti kameraların önünde görürüz. ‘Sapık’, gala gecesi beklenenin çok üstünde bir başarı göstermiş, herkes beklendiği üzere Alfred Hitchcock’u alkışlamaktadır.

Ünlü yönetmense, arkada durmayı tercih eden karısına ‘Gelsene’ diye seslenir. Alma gelmeyince, ısrar eder.. Nazlanarak gelen karıyla Hitchcock arasında şöyle bir konuşma geçer:

’Şunu bil ki, senin kadar güzel bir Hitchcock sarışını asla bulamayacağım.’’

 Alma: ‘’Bunu duymak için otuz yıl bekledim’’

Hitchcock: ‘’İşte bu yüzden, sevgilim, bana gerilimin ustası diyorlar’’…

*****

İyi de.. Siz ne veriyorsunuz?

Filmedeki bu son diyalog ne hoş değil mi? İzlemediyseniz, sahneyi bir de Anthony Hopkins ve Helen Mirren’ın müthiş oyunculuklarıyla hayal edin! Benim yüzüme kocaman bir gülümseme kondurdu, tam kalbime dokundu. Bu köşede ‘doğru insan’ı buluncaya kadar beklemenin, kadın/erkek bizi sayısız hata ve kalp kırıklığından koruyacağını defalarca yazdım.

Ama bazen, doğru kişi tam yanıbaşımızda olduğu halde göremiyor, hatta değerini bilemiyoruz. Her ilişkinin bizi desteklemesi, beslemesi, büyütmesi gerekiyor. Kendimizle ilgili iyi hissettirmesi gerekiyor.  Ama.. Partnerimiz de iyi hissetmeli. Aldığımız kadar vermesini bilmezsek, ilişki bundan mutlaka zarar görüyor.

****

Yanıbaşımızdaki altın potansiyeli

Eşiniz, sevgiliniz, anneniz, ya da babanız..

Desteğini sizden esirgememiş. Her zaman yanınızda olmuş. Hem iyi, hem kötü gün dostu. Sırtınızı ona hep dayayabilmişsiniz.

Fedakarlıklarının, emeğinin, sevgisinin, size sağladıklarının ne kadar farkındasınız? Ona söylüyor musunuz? Teşekkür ediyor musunuz?

İçinde bulunduğumuz çağ, bizi azla yetinmemeye her şeyin daha iyisini, fazlasını istemeye, tüketmeye programlıyor. Bu şartlanmışlıkla elimizdekinin kıymetini bilmek yerine, hep daha iyisini arıyoruz. Sanki sahip olduklarımızı, cep telefonu gibi altı ayda bir yenisiyle ‘upgrade’ etmezsek, hayat yarışında onun şunun bunun gerisinde kalacağız. Bu mantaliteden ilişkiler de nasibini alıyor; Dimyat’a pirince giden, evdeki bulgurdan oluyor. Birlikte yıllarını geçirdiği adam ya da kadın kilo aldı, yaşlandı, romantik değil, maço değil, yok gözünün üstünde kaşı vardı, vs deyip başka sulara açılan nice insanın da, eski partnerlerini, eski hayatlarını mumla aradıklarını görüyoruz.

Oysa.. Yanımızdakiyle ilgili neleri seviyoruz, takdir ediyoruz. Onun varlığıyla hayat niye daha kolay ve güzel. Bunları hatırlasak. Hatırlatsak. Söylesek

 Midas’ın dokunuşuyla o ilişki belki de altına dönüşecek ve ışıklar saçacak.  

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Erkek Aramıyorsa…

Gözünüz telefonda.

Hani çalmasa da, ondan belki bir mesaj, ya da bir ‘like’ gelir falan diye bekliyorsunuz..

Bir gün.. İki gün.. Bir hafta..

Ne zaman endişelenmeli?

Yıllarca Duygu Asena’yla çalışmış olan arkadaşım, Milliyet gazetesinde yazılarını okuduğunuz Ayşegül Sönmez söyledi geçenlerde.. Kız arkadaşlarıyla tartışıyorlarmış. ‘’Duygu abla derdi ki ‘Adam dört gün aramamışsa, geçmiş olsun. Acaba bu süre şimdi ne kadar? Sekiz falan diyebilir miyiz?’

Genelleme yapmak yanlış; zira her ilişki kendi içinde biricik, şartları farklı. İlgilendiğiniz erkek aramıyor diyelim. Bu kişiyle ciddi bir ilişki var mı, yoksa sadece iki kez çıkmış olmaktan mı bahsediyoruz? Kavga oldu mu, yoksa sadece nedeni belirsiz bir iletişimsizlik mi var? Hepsi önemli.

Yine de şu genellemeyi yapmak yanlış olmaz:

Bir erkek aramıyorsa.

Aramak istemiyordur.. Nokta.

Sizi görmek için çaba sarfetmiyorsa, haftasonu planlarınızı öğrenmek için ısrar etmek istemiyorsa, bunları ‘istemiyor’ demek. Sizinle vakit geçirmek için, konuşmak için motive değil.

Bazan kadınlar bunu kabullenmekte zorlandıkları için birbiri ardına ilişki hataları yapıyor.

En yaygını ‘Benim suçum’. Olabilir. Hatalı davrandığınızı düşünüyorsanız- altın kural- bir daha o hatayı yapmayın. Özür dilemenizi gerektiren bir durum varsa, arayın dileyin. Yoksa, büyük ihtimal hata falan yapmamışsınızdır. Bazı erkekler, aranmadığı için kadına kendini suçlu hissettirmede bile uzmandır.

Bir kadına ilgi duyan erkek, onun sesini duymak için değil dört gün, dört saat beklemez. Tabii burada olgun, aklıbaşında ilişki peşinde olan erkeklerden bahsediyoruz.

Günübirlik heves arayan, o dört gün içinde yüz kere arıyordur. Sizi değil ama. Listesindeki diğer kadınları.

Bir telefonu için günlerce beklediğiniz adamdan size mutluluk gelmez. Çizin üzerini. Ya da acı çekin..

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Atraksiyon İyi de, Ya Hayır Derse?

Dolunayın aydınlattığı denizin kenarında, tepemizde su kabaklarından yapılmış rengarenk fenerler ve begonvillerle masalsı bir geceydi. Bodrum Gümüşlük’ün favori restoranlarından Mimoza’daydık.

Bir ara yanımızdaki botta bir hareket oldu, çiçekler, şampanya falan yüklendi. Sonra bir çift bindi bota. Açıldılar… Ve erkeğin sesi yankılandı denizden: “Benimle evlenir misin?”

Restorandaki şahitler olarak olaya dahil olduk. Alkışladık, ‘Eveeet!’ diye bağırdık. Restoranın sorumlusu Zeynep Hanım pek heyecanlıydı:“İnşallah evet der”..

Yılda en az on beş kere burada evlenme teklif ediliyormuş. Bütün çalışanlar heyecana ortak, son ana kadar romantik sürpriz için çalışıyorlarmış.

İyi de.. Ya evlenme teklif edilecek kadın ‘o noktada’ değilse? Arada kabul etmeyenler de oluyormuş. Hatta geçenlerde bir çift, kız hayır deyince kalakalmış. Sonra birlikte ağlayarak gitmişler! Restoran çalışanları da, müşteriler de yumruk yemiş gibi olmuş. Hayalkırıklığını herkes birden yaşamış yani.

Aslında normal değil mi? Kadının evlenmeyi düşünmemesi, ya da buna hazır olmaması. Ama erkek herkesin ortasında niyetini beyan edecek kadar emin olunca karşısındakinden de emindir diye düşünmek istiyoruz. Ya da her hikaye mutlu bitsin..

Neyse.. Biz şanslıydık, o gece bizim gördüğümüz genç kız evlenme teklifini kabul etti. Aman siz siz olun, böyle atraksiyonlara kalkışmadan kız arkadaşınızın nabzını iyice yoklayın.

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…

Kovalıyor musunuz?

Klişe ama bütün ilişki uzmanları aynı şeyi söylüyor: Kovalanan kaçar, kaçan kovalanır. Bilirsiniz hani, erkek genlerine kodlanmış avcılık rolü dolayısıyla kadını kovalamaktan haz alırmış.

Dolayısıyla kadın erkeği kovaladığı zaman antipatik oluyor. Ve erkek kaçıyor!

Siz, erkekleri, ya da sevdiğiniz erkeği kovalıyor musunuz?

“Ben hayatta kovalamam” dedi bazı arkadaşlarım.

Elimde bir ‘kovalama listesi’ var. Güvendiğim bir uzman ve yaşam koçu hazırlamış. İçinde neler var neler! ‘Kovalamıyorum’ dediğim arkadaşlarıma söyledim, şaşırdılar.

Belki de kovalıyorsunuz ama farkında değilsiniz.

Fikrinizi yazın. Sizce neler kovalama sınıfına giriyor? Bakalım ne fikirler gelecek.. Sözünü ettiğim listeyi de Pazartesi bu köşede bulacaksınız.

Benzer Yazılar

“Yiyin Kocanızın Parasını, Öbürüne Kalmasın!”

/
Fotoğraf internette dolaşıyor. Bir pazarda çekilmiş sanki. Yazıyı…

İş Ciddiyete Binince..

/
Aşık bir kadının başına gelebilecek en kötü şeylerden…

Kocanın Hiç mi Günahı Yok?

/
İyi giyimli dört kadın. Genç bir kadını alışveriş merkezinde…

“Gönlüm Isındığında Terkediliyorum”

/
“Ne zaman benim de gönlüm ısınmaya başlasa beni terkediyorlar.…

Sevgi Vermenin 'Tarz'ı

/
Sevgi vermeyi de öğrenmek lazımmış. Yazar Amanda Gore böyle…

Temkin.. Ve de Amaç, Lütfen..

/
 Erkeklerin pek bir değere bindiği’ şeklindeki yaygın…

Kadınlar ‘Kötü Çocuk’ mu Sever

/
Geçen günkü ‘Yakışıklı suçlu’ yazım üzerine erkek…

İdeal İlişki

/
Hazır doğa ve nimetlerinden söz açılmışken… Şu baykuşlara…