Tavşana Kaç, Tazıya Tut.

Dayanılamaz hale gelen İstanbul trafiği ve gürültüsünden kaçmak demekti, Kemerburgaz’a taşınmak. Bir oh demiştik ağacıyla, sükunetiyle İstanbul’un bu nadide köşesinde.

Ne var ki saadetimiz kısa sürdü. İlk geldiğimiz günden beri bu bölgede kamyon trafiği var. Kamyon şoförleri güvenliği ciddi anlamda tehdit edecek kadar kötü sürücülük yapıyor. Yolları da mahvediyorlar. Eh anlaşılır, diyorduk.. Hızla gelişen bir yer burası; devamlı yeni inşaat var. Dolayısıyla kamyon da olacak.

Ama son bir aydır evden çıkamaz olduk. Zira sitenin bağlandığı yol, bildiğiniz köprü trafiği vaziyetinde. Kilit. Yolda arka arkaya yüzlerce kamyon!

Baktım artık her gün oluyor, iş edinip fotoğrafladım ben de. Alo 153’ü arayıp Beyaz Masa’yı bağlattım. “Trafiğe çıkmanın yasak olduğu saatte bu kadar çok kamyonun burada ne işi olabilir? Bir polis kontrol noktasından mı kaçıyorlar acaba?” diye sordum. Telefondaki görevli, şikayetçi olmak istiyorsam kendilerine plaka vermem gerektiğini, prosedürün bu olduğunu kibarca söyledi. Yüzlerce kamyon bölgedeyken, kamerama tesadüren takılan üç beş plakayı vermeyi adaletsiz buldum. Beyaz Masa’daki görevli yine de ilgileneceklerini belirterek telefonu kapattı.

***

Geçen akşam bir de baktım aynı kamyon zinciri. Bir de trafik polisi ekibi. Hemen yanaştım, bilgi almak için. Memur Bey beni tanıdı, tanımakla da kalmadı, bana şikayetim üzerine bilgi e-postası attıklarını söyledi.

Memnun oldum. Zira önce vatandaş, sonra gazeteci olarak ettiğim o telefonun pek dikkate alınacağı konusunda ümidim yoktu.

Meseleye gelince.. O kadar kamyonu durduruyor polis. Ama elinden bir şey gelmiyor. Neden? İzin belgeleri varmış da ondan!

***

Ağır tonajlı vasıtaların o saatlerde trafiğe çıkmalarının yasak olduğunu söyleyen, İBB Ulaşım Koordinasyon Merkezi, yani UKOME. Bizim sokağın olduğu bölgeye ‘Yasaktır’ levhasını koyan da UKOME.

İzin belgelerini veren kim? O da UKOME.

Özel bir şirketin kamyonlarına has bir ayrıcalık mı diye küçük bir araştırma yaptım, ilk bakışta öyle bir şey bulamadım. Ne var ki ulaştığım kaynaklar, 3.köprü ve havalimanı inşaatı bir an önce bitsin diye devletin bu projelerde görevli kamyonlara izin verdiği inancında.

İyi de.. Nedeni ne olursa olsun, bu bir ‘tavşana kaç, tazıya tut’ durumu.  Vatandaş mağdur. Yolların yarısı çökmüş vaziyette. Polis? Polis ne yapsın. İşini yapmaya çalışıyor. Bir yandan yandan ‘Yasak!’,  bir yandan ‘İzinlisin, yapabilirsin’ diyen devlet bu daracık yoldan günde kaç bin kamyonun geçtiğinden haberdar mı? Bize özgü işler, her zamanki gibi.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

En Özeliniz Ortalıkta Dolaşırsa..

Annie (Cameron Diaz) ve Jay (Jason Segel), ‘Sex Tape’  adlı filmde evliliklerindeki durgunluğu aşmak için bir gece sevişirken kendilerini ipad’e kaydediyorlar. Jason, bütün bilgilerini senkronize eden bir cloud uygulaması indirmiş olduğu için bu video, başkalarına hediye etmiş olduğu eski ipad’lerine otomatik olarak yollanıyor. Bu kişiler arasında kayınvalidesi, oğlu, postacı ve karısının potansiyel patronu da var! Rezaleti tahmin edersiniz.

Özel bilgileriniz- böyle bir video uç bir örnek ama, çocuğunuzun evdeki doğumgünü görüntüleri bile- neden başkalarının eline geçsin ki? Film deyip geçmeyin, bu gibi kazalar çok olası. Cloud dolayısıyla.

Eskiden ne güzel senkronize ediyorduk cep telefonlarıyla bilgisayarımızı. Telefondaki adres& kişi bilgileri, randevular, bir kabloyla her iki cihazda senkronize oluyordu.

Sonra bu cloud –bulut- sistemi çıktı. Bilgilerinizi sizin için depolayan bir siber yer. Her yazdığınız, dinlediğiniz müzik, fotoğrafınız hemen cloud hesabınıza gidiyor. Oradan da bütün cihazlarınıza. İsterseniz.. Ya istemezseniz?

Neyi neyle senkronize edeceğine kendi karar vermek isteyenler bu cloud’la bir türlü barışamadı. Güvenli  değil. Jennifer Lawrence’ın fotoğrafları cloud hesabından hack’lendi mesela.

Ama Apple artık sizi adeta cloud kullanmaya mecbur bırakıyor. Apple son bir kaç güncellemede manuel senkronizasyonu kaldırdı. Adres, kişi bilgileri ve takviminiz cloud kullanmazsanız bilgisayarda ayrı, telefonda ayrı.

Benzer düşüncelerini forumlarda belirten binlerce Apple kullanıcısı Apple’dan bir an önce eski ve basit senkronizasyon seçeneğini mümkün kılmasını istiyor. Başka bir yazıda bu konudaki şüphelere değineceğim.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Aşkta ‘Önce Vermenin’ Önemi..

Efendim, Brad Pitt’in Angelina Jolie için yazdığı rivayet edilen mektup iki yıldır internette dolaşıyormuş. Ben daha yeni gördüm.. “Karım çok hastalandı” diye başlayan mektup evliliklerinde sorunlu bir dönemi tarif ediyor. Jolie’nin aşırı zayıflaması, sağlığını kaybetmesi. Projeleri geri çevirmesi.. Depresyonda olması… Bunun üzerine kopma noktasına gelen bir beraberlik. Merak eden internette tamamını bulabilir. Brad Pitt -sözümona-bir karar veriyor. İlişki uğruna, eşi uğruna çaba sarfetmeye. Onu sevgisiyle yıkıyor, çiçekler, güzel sözlerle besliyor. Toplum içinde öve öve göklere çıkarıyor. Ve kadın yeniden çiçek açıyor. Mektup şu sözlerle bitiyor: “ Kadın erkeğin yansımasıdır. Delice severseniz, kadın da sevdiğiniz her şey olur.”

Mektubu Brad Pitt yazmamış. Ama internete düşmesinden bu yana milyonlarca kişi tarafından paylaşılmış. Yine ortalıkta. Sosyal medyada yorumlar muhtelif.

Kim yazmış olursa olsun, aşk ve vefa adına bir kaç şeyi gündeme getirdiğini düşünüyorum bu mektubun. Evlilik güzel ama engebeli bir yol. Bu engebelerde dengeyi kaybetmemek için birbirine yaslanmak, bir tarafın gücü tükendiğinde onu sırtlayabilmek çok önemli.

Almadan önce vermeyi refleks haline getirmek, hatta. Günümüzün beklentiler ve şartlarla kirletilmiş birlikteliklerinin dünyasında ilaç gibi geldi.

Kim yazmışsa eline sağlık.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Nobel’li  Hocanın Hali..

Hayat iniş çıkışlarla dolu. Klişe bir söz ama ne doğru. Bu yazıyı okuyanlar arasında zirveleri görüp, sonradan en derin çukurlara düşenler vardır mutlaka.

Watson gibisi var mıdır, onu bilemem ama.

yüzyılın en büyük keşiflerinden biri, DNA’nın ikili sarmal yapısı. James Watson bu buluşuyla Nobel ödülü kazandığında sene 1962’ydi. Kendini bilime adamış biri için takdir ve tanınırlığın en büyüğünü yaşadı elbet.

Oysa 4 Aralık’ta, yani bu Perşembe, bu onurun sembolü olan Nobel ödülünü New York’da bir açık artırmada satmaya hazırlanıyor Watson!

Artık istemediği için değil, paraya ihtiyacı olduğu için. Bu satıştan yaklaşık 4 milyon dolar elde etmeyi tasarlayan Watson, parayı araştırmaları, bir de geçinmek için kullanacak.

Bilimadamı 7 yıl önce bir mülakatta  siyahların beyazlardan daha az akıllı olduğunu, bütün deneylerin bu gerçeğe işaret ettiğini söylemişti. Irkçılıkla suçlanan Watson, sonrasında akademik aforoza uğradı.

Halen kanser ve genetik araştırmalarında dünya öncüsü bir laboratuvarının başkanı bir bilimadamından söz ediyoruz. İnsanları rencide eden bir tezle ortaya çıktı diye bir anda yok edilen Nobel ödüllü bir bilimadamından. “Benim varolduğumu bile kabul etmek istemiyorlar” diyor.

Kıssadan hisse.. Kim olursanız olun, sözünüze, tezinize bilginize ne kadar güvenirseniz güvenin, insanları rencide ettiğiniz anda krediniz sıfırlanabilir. Ağızdan çıkan söz, etkisiyle doğru orantılı şiddette yıkıcı olabiliyor işte.

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Tarih Kaderden mi İbarettir?

Sizce?

“Neden bazı ülkeler zenginken bazıları yoksuldur?”
Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, bu soruyu ortaya atıp bir kitap yazmışlar. Biri MIT’de iktisat, diğeri Harvard Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü. Hani, dinlemek lazım diye söylüyorum. Dünyaca ünlü ve ödüllü uzmanlar. Kitabın adı ‘Ulusların Düşüşü’.

Ulusların, ekonomik ve politik gelişmeleri arasında neden büyük farklılıklar olduğunu anlatıyorlar.

Kitabın başında Nogales kentiyle ilgili verdikleri örnek çarpıcı.

Nogales, bir çitle ikiye ayrılıyor. Kuzeyi, Nogales Arizona,. Hane başına yıllık gelir 30 bin doların üzerinde. Gençlerin çoğu okula gidiyor. Eğitimli ve sağlıklı bir nüfusu var, hatta nüfusun ortalama yaşı 65’in üzerinde. Uzun yaşıyorlar yani. Yazarlar “Nogales Arizona sakinleri hükumetin onların hizmetinde olduğunu bilir. Belediye başkanlarını, kongre üyelerini, değiştirmek için oy kullanır, onları kimin yöneteceğini belirlemek için sandığa giderler. Demokrasi doğalarında vardır” diyor.

Çitin güney tarafında, yalnızca bir kaç adım uzakta ise hayat çok farklıymış . Nogales Sonora. Sakinleri kuzey kısmındakilerle akraba. Ona rağmen gelirleri, kuzeydekilerin üçte biri. Yetişkinlerin çoğunun lise diploması yok. Bebek ölümlerinin oranı çok yüksek. Sağlık koşulları felaket. Yasa ve düzen diye bir şey yok. Suç oranı yüksek. Siyasetçiler yolsuzluk ve beceriksizlikten halka gına getirmiş. İş yapmak için herkese rüşvet vermek gerekiyor.

Kent aynı kent.

İnsanlar aynı insanlar. Kuzeydekiler akıllı, güneydekiler aptal değil. Coğrafya, iklim, her şey aynı. Sadece yönetim farklı. Kuzey, ABD topraklarında. Güneyse Meksika.

Sınırın iki tarafındaki ekonomik ve sosyal refah farkına bakın.

Toplumların erken sömürgecilik döneminde ‘farklı’ oluşmuş, beklentilerin farklı olmuş olması bir etken.

Refah seviyesi ve toplumsal mutluluğun kaderle, kısmetle değil, demokrasiyle ilişkisini anlatan güzel bir örnek Nogales.

 

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Ertelesek de Kurtulsak Psikolojisi

İnsan psikolojisi işte.. ‘Taksit’ lafını duyduğumuz anda ‘Ne iyi!’ demiyor muyuz? Peşin fiyatına olursa ne ala, tabii. Bir yanılgının pençesine düşüyor, tam fiyatını vermek zorunda kalsak asla almayı düşünmeyeceğimiz malları bir güzel istifliyoruz. Bir süre sonra bu aylık bir alışkanlığa döndüğünden aylık mecburiyet diğer ‘ Aa 12 takside bölünce bir şey değilmiş canım’ mantığıyla alınmış malların taksitleriyle birleşiyor.. Ve kaçınılmaz olarak her ay kredi kart ekstremize bir güzel yük bindiriyor.

Şimdi bir de ‘text’le taksit var, biliyorsunuz. Ne zaman 200 TL’nin üzerinde bir alışveriş yapsam cep telefonuma bankamdan bir mesaj.. “Az önce yaptığınız alışverişi yüzde bilmemne faizle 6 takside bölmek ister misiniz?” Normalde taksitle satılmayan her şey için bankanızın web sitesine girip ‘belli bir ücret karşılığında’ ücretini istediğiniz kadar takside de böldürebiliyorsunuz.

O ücret de bize bir şey ifade etmiyor. 1000 TL’lik alışverişi 6 takside bölme şansı yakalamışız, 6 ayda fazladan 98 lira ödemişiz, çok mu?

Yeter ki taksit olsun, faiz bizi bozmaz

Hah, zaten bankalar zaten bu mantık sayesinde para kazanıyor. Faiz  öyle bildiğiniz faiz değil. Çok yüksek. Ama küçük parada o faizi önemsemiyoruz. Mikro kredilerde insanlar faize değil, ayda ne kadar ödeyeceklerine

bakıyor. Bankalar da bunu pek iyi biliyor.

Bu nedenle şimdilerde bize bir de  doğumgünü hediyesi/ gönülden kopmuş jest kılığında mikro kredi satmaya çalışıyorlar.

Size 1000 TL kredi verelim 9 ay vade ile. Masraf sadece 75 TL bir de 23 TL sigortası var. Ayda sadece 111 TL ödeyeceksiniz”.  Hesaba göre 1000 TL alıp 1097 TL ödüyorsunuz. Hem de 9 ayda. Kulağa hoş geliyor ama yıllık birleşik yüzde 13 faiz demek.

Haa, bir de ‘kredi kartı ekstrenizi erteleyelim’ var. O da tabii sağlam faiz karşılığında.

Bu kadar lafı niye ettim? Bankalar bizi sevdikleri için değil, çok iyi para kazandıkları için bu uygulamaları yapıyorlar.

Karar vermek için…

Para durumunuz sıkışık mı? Değilse… Niye yapasınız? Bugün harcadığınızı ödeyin gitsin. Ertelemeyin.

Sıkışıksa… Kredi kart ekstrenizi mesela üç ay erteleyin. Alışverişlerinizi de faizle taksitlendirebilirsiniz. Eğer üç ay sonrası için beklediğiniz gelmesi kesin bir para varsa, tabii. Eğer para durumunuz kritik, ufukta da düzeleceğine dair garanti yoksa sakın bu ‘ertele, böl, kredi al bunun borcunu kapat’ döngüsüne elinizi kaptırmayın. Kolunuzu kurtaramazsınız.

Endişesini taşıyan herkesin borçlarından kurtulması dileğiyle.

 

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Yaşı Küçük Yüreği Büyükler

ENKA, bir gece öncesinden bütün velilere attığı mesajla elim olayı bildirmiş, okulda bir anma töreni düzenleneceğini ve öğrencilerin katılımının önemli olduğunu duyurmuştu. Çok anlamlı, sade bir tören olmuş. Alp’in yakın arkadaşları, çok tanıyanlar, az tanıyanlar, öğretmenleri söz almış. Gözyaşlarıyla kesilen konuşmalarda Alp anlatılmış. Tevazusu, güvenilirliği, tatlılığı.. Sadece liselilere açık bir tören olmasına rağmen, daha küçükler de çok etkilenmiş, Alp’in resmini göğüslerine iğnelemişler.

Yaşı küçük yüreği bir anda kaç yaş büyümüş liseliler, okuldan cenaze töreninde de arkadaşalrını yalnız bırakmadı.

Alp, zamansız vedasıyla bize neler gösterdi..

*Birbirimize her an ne kadar çok değer vermemiz gerektiğini.

*Sevdiklerimiz, dostlarımızla fırsat bulduğumuz her an birlikte olmayı, sevdiğimiz, istediğimiz hiç bir şeyi ertelememeyi.

*Ve tabii..

Gerçek acının ne olduğunu.. İncir çekirdeğini doldurmayacak şeylere  üzülmenin anlamsızlığını…

 

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

‘Karar Hatalarını’ Azaltmak İçin

Karar vermede zorlandığınımız anlar var ya.. O kadar çok önyargı var ki karar sürecimizi etkileyen. Rolf Dobelli’ye göre çoğunlukla ‘yanlış’ kararlar vermemiz bu önyargılar yüzünden. Geçen yıl dünyada çok satanlar listesindeki kitabın yazarına göre, bunların ‘farkına varırsak’, daha az hata yaparmışız.

‘Net Düşünme Sanatı’ kitabın adı. Rolf Dobelli, İsviçreli bir işadamı ve yazar. Net düşünememe, bir tür bilişsel hata, bilginin hatalı işlenmesine neden oluyor. Yanlış karar verip, para kaybediyor, mutsuz olacağımız hatalar yapıyoruz..

  • Asla bedava bir şey kabul etmeyin” diyor mesela. ‘Karşılıklık Önyargısı’ndan bahsediyor. Durup dururken yolda size gül uzatan, bedava bir şeyler veren gençler ya da süpermarkette bedava tattırılan gıdalar var ya.. Sadece ‘karşılıklı olma’ adına, borçlu olmak istemediğimiz için mutlaka hiç ihtiyacımız olmayan bir şeye nasıl para verdiğimizi anlatıyor. Ya da istemediğimiz şeyleri yaptığımızı. Sizi yemeğe davet eden ama hiç haz etmediğiniz bir çifti düşünün. Sırf onlar sizi misafir etti diye siz de sonra onları davet ediyorsunuz. Sonra onlar sizi.. Bunun gibi.
  • Sonra, ‘Kontrast Etkisi’nden söz ediyor. 100 TL den 70 TL’ye düştüğünü bildiğimiz gömleği hemen alıyoruz. Ama aynı ilgiyi başından beri 70 TL olan gömleğe göstermiyoruz. Aralarında hiç fark olmadığı halde. Hiç harcamayacağımız ne çok parayı bu uğurda sokağa döktüğümüzü anlatıyor.

Bu gibi seçimler bize neler neler kaybettiriyormuş. 99 bölüm var kitapta. Ben bir kaç ay önce aldım. Dönüp tekrar okuyorum. Eğlenceli ve farklı.

 

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Politikacı Erotik Klibe Takınca…

RTÜK Show TV’ye ceza kesmiş. Shakira ve Rihanna’nın, “Can’t Remember to Forget You” adlı klibini tekrar yayınladığı için. Klip eşcinselliği teşvik ediyormuş.

RTÜK, raporunda derdini bayağı grafik bir biçimde izah etmiş:

Klipte, Shakira bir yatağın içerisinde ellerini sık sık bacaklarının arasına götürmekte, iki kadın sanatçı aynı yatağın içerisinde, vücutlarının yarısı açık biçimde, son derece açık saçık giysilerle ve ritmik hareketlerle kıvrılmaktadır..”

Fazla söze gerek yokJ Erotik kitaptan alıntı gibi olsa da, klibin içeriği aynen bu.

Peki eşcinselliği nasıl teşvik ediyor? Raporda klipteki kadın kadına dans görüntüleri için “Bu durumun doğuştan gelen bir şey olmadığı, aksine model olma yaklaşımıyla ortaya çıkabileceğine ilişkin çeşitli görüşler de mevcuttur” deniliyor. Yani insan ‘model’ izleye izleye, kanıksayarak sonradan da eşcinsel olabilir şeklinde görüşler varmış.

Raporda Shakira’nın anavatanından yükselen eleştiriye de kulak vermiş RTÜK. Bizde Shakira& Rihanna klibine yasak geldi diye kimse kılını kıpırdatmaz zaten. Kamuoyunun büyük çoğunluğu da RTÜK’le aynı görüşü savunur.

 Biz esas Kolombiya’ya bakalım.

Politikacı Marco Fidel Ramirez Shakira’yı lezbiyenliği yücelttiği iddiasıyla kınamış ve klibin yasaklanmasını istemişti.

O gün bugündür başı Kolombiyalı Shakira hayranlarıyla dertte. Ramirez’i eleştiren yazılar virus gibi yayılıyor.

 ‘’Klip ahlaki çöküntüye neden olacakmış. Pes! Kolombiya’nın adalet bakanlığını Shakira’nın kalçalarıyla değiştirmeli. Hiç olmazsa onlar yalan söylemiyor’’ (Sanatçının ‘Hips don’t Lie’ şarkısına atıfta bulunarak).

’Çocuklar için gerçek tehlike iki kadının arasındaki aşkın ortaya böyle konulması değil, sansürdür!’’

Ramirez, twitter hesabından Shakira’ya yüklendikçe, sanatçının hayranları yukarıdaki gibi klibi övüyor, politikacının kendi homofobisi üzerine espri üzerine espri yapıyorlar.

Ne diyelim. Allah twitter diline düşürmesin.

Hele politikacının hedefinde, ulusal gurur olarak görülen bir sanatçı varsa, pek şansı yok.

 

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…

Onlar bile Yapıyorsa Siz Neden Yapmayasınız?

Photoshop’lı- rötuşlanmış- fotoğraflarla ilgili yazım için yorumlar üzerine:

  • Okurlarım Britney Spears’ın rötuşsuz fotoğraflarının yayınına izin vermesini takdir etmiş. Sanatçının ayrıca “Kendi vücudumu kusurlarıyla birlikte harika buluyorum” dediğini de ekleyeyim. Unutmayalım.. Bedenimizi her haliyle seversek güzel oluruz.
  • Zannetmeyin ki kusurlarıyla barışık olmayanlar sadece ‘az güzel’ kadınlar. Aksine, güzellikleriyle ünlü bazı modeller, kendini en güvensiz hissedenler arasında. Beslenme bozukluğundan, tipiyle ilgili takıntılara ne ararsanız bu meslek grubunda var.
  • Victoria’s Secret modellerinin fotoğraflarında –elbette her marka fotoğrafında olduğu gibi- rötuş olduğunu

 tahmin edilebilir sanırım.. Sadece bir iki küçük dokunuş değil, beller ve bacaklar bayağı inceltiliyormuş. ‘Photoshopbilen’  kesim yememiş içmemiş, ortaya çıkarmış. Internette bulabilirsiniz.

  • Hatta meleklerden Miranda Kerr’in instagram hesabındaki fotoğraflarla oynadığı ortaya çıkmış. Rötuşsuz fotoğrafta da çok güzel olan model, photoshop’la belini, bir başka fotoğrafta kalçalarını öyle bir inceltmiş ki, ne gereği var anlamadım.

 Ne demiştim? Dayatılan güzellik algısı sizi yanıltmasın, önünüze gerçekçi olmayan hedefler koymasın. Fit olun, ama  zayıf olacağım diye vücudunuzu sağlıklı besinden mahrum bırakmayın. Bunu ezelden beri zayıf olan biri olarak söylüyorum, inanın bir dirhem et bin ayıp örtüyor. Fotoğrafta beliniz mi kalın, göbeğiniz mi var? Doğru poz vermeyi öğrenin, ayna karşısında çalışın.

Ayrıca.. Bakın instagram filtreleri ne harikalar yaratıyor. Ünlü modeller yapıyorsa siz de yapabilir, kendinizi istediğiniz gibi güzelleştirir, inceltirsiniz. Internet üzerinde amatörler için bir çok photoshop uygulaması var, instagram’ınki kesmezse bunları kullanabilirsiniz. Kendini güzel görmek, güzel hissetmek.. İnsanın kendine güvenini artıracaksa neden olmasın?

 

Benzer Yazılar

“Bana Bir Daha Barış Demeyin…”

/
Onun adı Esma Al Gul.  Filistinli bir gazeteci. Esma, günlük…

Evlenmeniz Gereken Gerçek Kişi..

/
Tracy McMillan, yazar, televizyon yapımcısı ve ilişkiler…

“Kredimi Bir Ödesen N’olur Be Abla..”

/
Bir mesaj ki.. Okurken yüreğin sıkıntıya girmemesi mümkün…

Dert Dinler misiniz?

/
Paylaşmak, insanlığın gereklerindendir. Dertler paylaştıkça…

Monaco’nun Grace’i…

/
Seyirciyle buluşma tarihi ertelendikçe ertelendi. Yönetmeni…

Hizaya Gelmeyenin Poposunu Dürten Koltuk

/
Kültürel bir şey bu. Batı ülkelerine seyahat edenler ne…

Kumaş Bezin Dönüşü..

/
Çevre bilinci arttıkça kumaş bezleri savunan kampanyalar…

“Beni Dövdü, Bana Tükürdü” Derse..

/
Gözümün önünde bacağını uzatarak havada uçtu. Ve bir…