Tacizciysen Olaya Ani Gir..

Zira Yargıtay’a göre ‘ani nitelikteki’ cinsel saldırıyla kadının ruh ve beden sağlığı bozulmazmış!

İcra Müdürlüğünde çalışan bir müdür yardımcısı, genç bir avukata “Biz artık müdür-avukat değil, yakın iki arkadaşız. Bana telefon numaranı vereceksin” deyip yanağını okşamış ve öpmüş.

Ammaa.. Bunu aniden yapmış.. Böyle gelişen bir olayda, sanığın kadında medyana gelecek ruhi bozulmayı öngörmesi mümkün değilmiş.

Anladıysam Arap olayım. Tacizin ani olmayanı nasıl oluyormuş merak ettim doğrusu. Taciz- devamına göz yumulmadığı takdirde- zaten ani gelişen bir şey değil midir? Önden haberli-uyarmalı taciz olur mu?

Tacizin ani olanı daha az mı ceza gerektirir? Diyelim tacizci yanak öpüp okşamakla kalmadı, bir anda üst baş yırttı ve amacına ulaştı. Bunun sistemli -haydi ani olmayan diyelim- bir tecavüzden daha az travmatik olduğu nasıl savunulabilir?

Kanımca bu gibi mantık yürütmeler, hep ‘erkek gözüyle’ çıkıyor. Ben hukuk insanı olsam-haydi erkek de olsam- empati kuracağım kişi kurban olur, büyük ihtimal kendi kız kardeşime yapılsa ne hissederim onu düşünürdüm.

Bu arada Yargıtay’ın bozma kararının ardından davayı tekrar gören Ankara 9’ncu Ağır Ceza Mahkemesi, oybirliğiyle verdiği kararda direnme kararı aldı.

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Her Felaket Bir Turnusol

Bu ülkede yaşıyor olmak çelik gibi sinir ve taştan bir yürek gerektiriyor. O kadar çok acıya maruz kalıyoruz ki, gözyaşlarımız kurumadan, yüreğimiz soğumadan bir yeni bela gelip bizi buluyor.

Sadece ağlamakla da kalmıyoruz. Öfkeleniyoruz. Nefret duyuyoruz. Çünkü her şeyin en doğrusunu biz biliyoruz. Hemen ahkam kesiyoruz. Gözyaşlarımız arasında ‘nasıl olmalıydı’ yı hemen dikte ediveriyoruz. Bizim gibi düşünmeyeni, yasını bizim gibi tutmayanı paralamak istiyoruz. Öyle ya, nasıl üzülmek, üzüntüyü nasıl ifade etmek gerektiğini de ‘en iyi biz biliyoruz’.

Soma’daki faciada hayatını kaybeden bütün işçilerimiz.. Ekmek parası uğruna güneş görmeden ter döken o ulu insanlar… Dualarım sizinle. Böyle ölmek kimsenin yazgısı olmamalı. Ailenize böyle plansız, böyle yürek paralayan şekilde ve zamansız vedanızla, neler neler gösterdiniz bize, bir bilseniz… İşte birkaçı:

  • Bu ülkede felaket geliyorum der. Yasa yapıcıların çoğunluğuysa buna rağmen bizzat kendilerine dokunmayacak felaketi eften püften
  • Bu ülkede felaketin haberi, yorumu, sorgulanışı da malum kamplaşmadan nasibini alır. İşçiyi savunan da, olayı sorgulayan da, kafadan biat durumunda olan da birbirini ‘siyaset yapmakla’ suçlar.
  • Bu ülkede felaketin kaç kişinin ölümüne neden olduğunu kesin olarak bilmek mümkün değildir.

Ortalık iddia kaynar. Kimi gerçek, kimi dezenformasyondur. Kaç yüz kişidir? Suriyeli var mıdır? İşçiler hükumet tarafından gerçekten tehdit edilir mi? Asla öğrenemez, asla bilemeyiz. Şişer dururuz.

  • Bu ülkede felaketin sorumlusu, felaketin kendisidir. Başka kimse ama kimse sorumlu değildir. Ne şirketler, ne devlet yetkilileri. Bir kişi de çıkıp özür dilemez, yetkililerin hepsi hemen savunmaya ve karşı saldırıya geçer. Hükumetin bir kez bile kusur kabul ettiği, hatta ‘bir araştıralım bakalım ihmalimiz var mı’ dediği bile duyulmuş şey değildir.
  • Bu ülkede felaket, tansiyonu yükseltir. Dişler uzar. Tekme tokat devreye girer. Yasını sağduyuyla tutmak isteyene rahat yoktur. İlle de bir öfke kıvılcımı size de sıçrar. Bir de bakarsınız yumruklarınız sıkılı.

Adaletin tecelli edeceğine inancınız çoktaaan zedelenmiştir zaten. Bilirsiniz ki Soma da unutulacak, ölen öldüğüyle kalacaktır. Kafanızdaki sorular, gerçek sorumluların adalet karşısına çıkarılmasına ilişkin beklentiler, belleğinizdeki benzer bilgiler mezarlığına gidecektir.

Oysa… Böyle acılı zamanları gerçekten ders olarak kullanabilsek. Birbirimizi ötekileştirmeden, her felaketi koz olarak kullanmadan…  Yetkililer direnci, saldırıyı bıraksa, sorumlu olsa. Biz, insanları ona oy vermiş buna oy vermiş diye ayırmadan sevsek, her kim olursa olsun yaşama haklarını içselleştirsek. Olmaz mı?

Benimki de böyle bir umut işte.

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Böyle Mevzuda Kalem Oynatan, Açıklama Yapmak Zorunda

Türbanlı Zehra Develioğlu’na saldırı haberini duyduğum anda kahrolmuştum.

İnşallah dedikodudur demiştim. Şehrin orta yerinde böyle vahşice bir saldırıyı, böyle barbar böyle insafsız olunabilmesini aklım almamıştı.

Aynı iddia ülkemin Başbakanı tarafından mecliste savunuldu.. Sevdiğim, inandığım bir gazeteci görüntüleri izlediğini söyleyen tweet’ler attı. Bir başka sevdiğim gazeteci Zehra Develioğlu’yla röportaj yaptı.  Hiç sevmediğim ve iş ahlakını hep sorguladığım gazetecininse o röportajı yapabilme hırsıyla meslekdaşlarına şantaj yaptığı anlaşıldı.

Polisler, savcılar görüntüleri araştırdı; Vali ‘Görüntü yok’ dedi.

Aylar geçti.

Kanal D, görüntüleri yayınladı.

Argümanlara bakalım:

’Kanal D’nin şimdi yayınlaması manidar!!’’

Yahu, intikam timi şimdi devreye girmiş, sakladığı görüntüleri şimdi servis etmiş, kanal ne yapsın?

’ Görüntüler montaj.. Kadının beyanı doğrudur.’’

Anladık, her şeye montaj demek mümkün, ortalık montajlanmış kasetten geçilmiyor, çakma delil bile üretiliyor. Ama.. Allahaşkına, neden görüntülerde tek kare de olsa deri eldivenli, üstü çıplak adam yok? Etraftakilerde en ufak bir tepki? Etrafı geçtik, Zehra Hanım’da en küçük bir rahatsızlık görüntüsü dahi yok. Tacize uğramış, üzerine idrar yapılmış, bebeğini bir süre için bulamamış kadın eşiyle sakin sakin yürür mü, olay sonrasında?

’Bu iddiaları dile getiren herkesin yalan söylediği anlaşılmıştır!!’’

Eğer yalan değilse de, o dönem yazan çizen, gördüm, ikna oldum diyen herkesin bu topluma açıklama yapmak boynunun borcudur!

Aksi halde alenen ‘toplumu kin ve düşmanlığa sevketmek’ suçunu işlemiş ya da buna alet olmuş olacaklardır.

Bunun da sus pus olarak geçiştirilmesi mümkün değildir.

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Ölümün Acı Dersi…

İçinde bulunduğumuz kavga atmosferi, seçim öncesinin ve sonrasının gerginliği, kirli savaşın yan ürünü çirkinliklerin yarattığı kızgınlıklar…

Hepsi, ama hepsiyle savaşabilir, getirdiği sıkıntıyla başa çıkarız. Ama ne olur çocukların kılına zarar gelmesin..

Ne olur…

Birbiri ardına çocuklar ölüyor. Her eksilen çocukla, güneşimiz, kahkahamız, saflığımız, melekliğimiz eksiliyor.

Pamirciğin ailesine Allah sabır versin. Evlat acısıyla sınanmaktan daha zoru var mı?

Bu gibi kayıplardan sonra, malum, herkes fikir yürütüp ‘Şöyle olsaydı böyle olmazdı’ tarzı yorumlarla kazaları/kayıpları ele alıyor. Zira her ölüm, bize yapılması ya da yapılmaması gereken bir şeyler hatırlatıyor, bir nevi ders veriyor.

Eğer Pamir gerçekten havuzda boğulduysa –ki polis araştırması sonucu gerçeğin ne olduğu ortaya çıkacak-, kullanılmayan havuzların üstünün kapatılması, bunun yasal bir şart olması gerektiği ortada.

Nasıl çukurlar, üstü açık kuyular potansiyel katil, havuzlar da öyle. Bari başka çocuklarımız düşmesin.

***

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Dedikodu Doğru Olmasa da, Obama Yandı..

Fransız bir fotoğrafçı, Pascal Rostain bir kuyuya taş attı: Dedi ki ‘’ABD Başkanı Obama ile Beyonce aşk yaşıyor! Hatta bu Salı, çok muteber bir gazete olan Washington Post bu haberi yayınlayacak..’’

Ve tabii Fransız basını açıklamanın üzerine atladı. ABD de öyle. Çok geçmeden dedikodu dünyaya yayıldı.. Obamalarla aile dostu olan Beyonce iddialar için, ‘saçma’ dedi. Salı günü geldi çattı. Washington Post’ta da o haber yok elbet. Gazetenin sözcüsü, Rostain’i yalanladı: ‘Başkan’la ünlü sanatçı ve ailesinin dost oldukları ötesinde bir bilgimiz yok’’.

Fransız fotoğrafçıysa dün Fransız bir dergiye, ‘Ben zaten gün vermemiştim, yani iddialar var demiştim, biliyorsunuz Obama çiftinin arası pek iyi değil, vs, vs, vs..’’

Çevir kazı yanmasın yani.

Gazetecilik sorumluluk gerektiriyor. Hele haber yapacağınız insanların özel hayatları konusunda. Ama kimin umurunda. İnsanlara çamur atmak bu kadar kolay işte! ABD Başkanı da olsanız, dünyaca ünlü sanatçı da, köşedeki bakkal da.

Gerçi bu durumda köşedeki bakkal olmayı, ABD Başkanı olmaya tercih edebilirim! Haberin doğru olup olmaması önemli değil ki. Bir anda adamcağız sanık sandalyesine oturtuldu imaj olarak. Erkek olarak güvenilirliği dünya magazinseverleri tarafından sorgulandı. Bitmedi de.. Asparagas  haberin internette 100 milyon başlıkta verilmesiyle, Obama’nın Danimarka’nın sarışın Başbakan’ı ile çektiği ‘selfie’ ve karısı Michelle’in onları o esnada öfkeyle süzüşü Fransız basınında tekrar tekrar yayınlanıyor.

ABD basınıysa şimdi merakla arası soğuk olduğu bilinen Obama çiftinin Sevgililer Günü’nde ‘çakma’ da olsa aşk dolu bir kare görüntü verip vermeyeceğini tartışıyor!

Dünyanın en kuvvetli koltuklarından birinde oturuyor olsa da Obama da, neticede bir koca. Karısını germiş bir koca. Allah yardımcısı olsun..

****

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Yerküre Yaşıyor

‘’Eğer twitter gibi yasaklanır da Türkiye’deki dostlar ‘Nuh’u izleyemezse çıldırırım’’ demişti Russell Crowe.

Ünlü aktörün korktuğu olmadı ve heyecanla beklenen filmi ‘Nuh: Büyük Tufan’ ülkemizde gösterime girdi.

Bazı Ortadoğu ülkeleri filmi yasakladı. Zira filmde anlatılan hikaye, İslam dininde Hz. Nuhla ilgili yer alan bilgilerle uyuşmuyor. Bizde ilahiyatçılar türlü nedenlerle filme tepki gösteriyor. Yine de Nuh, ülkemizde beyazperdede yerini aldı ve isteyen elini kolunu sallayarak gidebiliyor. Gerçek demokrasiden uzak bulup gitgide Şark’a kaymakla eleştirdiğimiz ülkemizle Ortadoğu arasında her şeye ragmen bir ışık yılı var.. Farkında olalım ve sevinelim.

‘Nuh: Büyük Tufan’a sesini yükselten sadece Müslümanlar değil, Hristiyanların da bir kısmı filme ABD’de tepki gösterdi. Filmin hikayesi ve dini inanış arasındaki farklılıklar bu yazının konusu değil. Ben izledim ve çok beğendim.

Bir kere film, gezegenimizin ne büyük bir hediye olduğu, üzerindeki bir taş parçasından suyun içindeki balığa, kertenkeleden yılana tüm canlıların bu adeta sihirli ve canlı yerkürenin armağanları olduğu gerçeğini insanlara ‘hatırlatıyor’..

Filmde Yaratıcı’nın (Allah’ın) bu gezegeni hor kullanan, sevgiyi unutan, kötülük ve kan dökmekten beslenen kavimleri tarih boyunca nasıl yok ettiğine çok kuvvetli vurgu yapılıyor.

İnsanoğlunun ‘kötü tarafı’ öyle dominant bir hal alıyor ki, dünya yaşanmaz oluyor ve tufan geliyor. Yeni bir dünya için ‘yeni’ ve temiz bir insanlık gerekiyor.. Ya da insan türünü tamamen ortadan kaldırmak.. Bir daha hiç olmamacasına.

Nuh’un ‘Aslında kötülük hepimizin içinde’ diyor.

Çok doğru.. Her birimizin aydınlık ve karanlık tarafları var. İş hangi tarafımızın baskın olacağında. Dünya var oldukça karanlık da olacak. Ama en ufak bir mum ışığının bile karanlığı yok ettiğini unutmayalım; aydınlık, her zaman karanlıktan kuvvetli.

Filmin bence en büyük faydası, insan bilinci ve aydınlığının yerküre üzerindeki etkilerini göstermesi. İnsanlık bilinç düzeyi düştükçe gezegen de buna tepki olarak, kuruyor, toprak artık beslemiyor, dünya adeta kendini insanlığa ‘kapatıyor’. İnananların bu gibi bilgileri hatırlaması, üzerinde düşünmesi ne önemli. Hele para kazanılacak iddiasıyla her karış toprağın betona çevrildiği günümüzde o toprağın, üzerindeki her ağacın kutsallığı yüz elli kere hatırlanmalı, hatırlatılmalı.

Olağanüstü efektlerin kullanıldığı fimde o kupkuru topraktan su fışkırdıkça, hayvanlar içsel bir bilişle o gemiye doluştukça, göz yaşlarıma hakim olamadım. İki gündür daha takdirle bakıyorum etrafımda çiçek açmış ağaç dallarına. Asırlık ağaçlara. Dünyalar güzeli açelyama.

Toprak Ana’ya bakıp şükrediyorum, ciğerlerimize çekebildiğimiz oksijen, hiç bıkmadan neşeyle öten kuşlar, atabildiğimiz kahkahalar, her şey için.

Ne mutlu bize! Son nefesimize kadar kullandığımız bu dünya için faydalı bir şeyler de yapalım. Ben gelecek hafta ellerimle bir kaç ağaç fidanı ekmekle işe başlayacağım..

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

İyiliğin Ve Kötülüğün Sorgulandığı Film

Ben hayatımda bu kadar güzel, sempati ve merhamet uyandıran ‘kötü kişi’ görmedim.

Uyuyan Güzel’in farklı versiyonu olan Maleficent’tan bahsediyorum. Angelina Jolie, prensesi sonsuza dek uyutacak büyüyü yapan kötü cadı. Disney’nin nesiller büyüten masallarını farklı yorumlarla beyazperdeye taşımak moda oldu. ‘Uyuyan Güzel’i ‘kötü cadı’ Malefiz’in gözünden izliyoruz.

Büyüyü yapmış ama niye yapmış.. Kraldan ve ailesinden nefret ediyor ama niye… Keyifli, etkileyici, hatta yer yer benim gibi sulugözlüleri ağlatabilecek bir film… Rahmetli babam hep ‘Ölen mi kabahatli öldüren mi’ der, kimsenin durduk yerde kötüleşmeyeceğinden dem vururdu. Film bu anlamda iyilik- kötülük kavramlarını, ayrıca insanın sahip olma isteğinin ve hırsının ona neler yaptırabileceğini sorgulatıyor.

  • Prensesin 16 yaşındaki halini canlandıran Elle Fanning, gördüğüm en güzel gülüşlü kızlardan. Her gülümsemesinde alıp içinize sokmak isteyeceğiniz türden.
  • Kral Stefan rolündeki Güney Afrikalı Sharlto Copley ise, Hollywood’un ışıltılı isimlerinden biri değil. Bilimkurgu filmlerindeki sağlam performanslarıyla bilinen bir isim. Bu film için deneme çekimini Jolie’ye ulaştırmak için çok uğraşması gerekmiş. ‘Ben maraton koşucusuyum’ diyen aktörün önü Hollywood’da bundan sonra açılacak gibi görünüyor zira bir sonraki filminde yine büyük bir aktörle, Hugh Jackman’la oynayacak.
  • Prenses’in küçüklük rollerinden birini Jolie ve Pitt’in 5 yaşındaki kızları Vivienne Çiftin diğer iki çocuğu Maddox ve Pax de küçük rollerde filmde gözüküyorlar. Vivienne’in annesiyle karşılıklı sahnesini evde ailece çalışmışlar. Küçük kıza koçluk yapan baba Brad Pitt bayağı zorlanmış. Çekimde kelebeği takip etmesi gereken Vivienne kikirdeyip durmuş ve hiç oralı olmamış. Anne baba, kamera arkasında türlü maskaralıklar yapmak zorunda kalmışlar.
  • Bu arada Jolie’nin arasının limoni olduğu Oscar ödüllü babası Jon Voight, torunuyla gurur duyduğunu söyledi. Aktör “1982 yılında Angelina daha 7,5 yaşındayken biz de baba-kız filmde oynadık. O da Angie’nin ilk filmiydi” dedi.
  • Angelina-Brad çifti çocuklarının oyuncu olmasını istemiyor, sadece eğlence olsun diye bu filme a izin vermişler. İlerde kendilerine meslek olarak seçerlerse de, ‘Oyunculuğu hayatlarının merkezine koymasınlar’ diyor Hollywood’un en gözde çifti.

 

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Justin Timberlake Konseri ve Düşündürdükleri…

İstanbul’dan bir star daha geçti.

Justin Timberlake, N Sync günlerinden beri takip ettiğim ve çok beğendiğim bir sanatçı. Biletlerimizi aylar öncesinden almıştık; heyecanla izlemeye gittik tabii.

İşte geceden notlar:

  • Timberlake formdaydı. Kalabalığı ateşlemeyi becerdi. Çok sade giyinmişti, üzerindeki şimşek desenli olduğunu sandığım gömleğini hiç çıkarmadı. Sadece kapanış şarkısı Suit& Tie’da üzerine bir ceket geçirdi.
  • Seyirciler coşkuda ve ilgide kusur etmedi. Justin Timberlake’in beklentisi biraz yüksekti ama. Her şarkısında mikrofonu seyirciye tutarak eşlik etmelerini bekledi. Ne var ki seyircilerin çoğu her ne kadar istese de sadece na na naa diyebildi. Şarkı sözlerini ezbere bilenler azdı.
  • Az sayıda dansçı vardi. Orkestra elemanları da ellerinde enstrümanları vokaldeki şarkıcılarla birlikte bir yandan çalıp bir yandan dans ettiler. Öyle aman aman bir koreografi yoktu.
  • Işık ve grafik gösterisi başarılı- ve yine- sadeydi. Şovla ilgili hiç bir şeyde abartı yoktu zaten.

AKILLI TELEFON DENİZİ

  • Herkesin ama herkesin elinde bir akıllı telefon vardı. Şov boyunca ellerden düşmeyen telefonlarla hem ortam aydınlandı, hem fotoğraf ve video çekildi, hem mesajlaşıldı. Soma’da hayatını kaybedenleri anmak isteyen Timberlake de “Çakmaklarınızı çıkarın’ dedi önce, sonra “Cep telefonu da olur” diye ekledi. Etraf binlerce yıldızla dolmuş gibiydi; tüyler diken diken oldu.

TİRYAKİLER BEZDİRİYOR.

  • Timberlake bu kadar çok sigara içen seyirciyi hayatında görmüş müdür bilmem. Genci, orta yaşlısı, kadını erkeği herkesin elinde sigara vardı. Benim dört yanım içiciler tarafından işgal altındaydı! Sigarası biten hemen bir tane daha yaktı. Hatta bir kız, bir elinde telefonuyla görüntü çekiyor, diğer eliyle sigara içip bir yandan da dans ediyordu! Tam önümde puro içen bile vardı. Açık hava diye bir yerine yüz tane içenler bilsin ki, bu faşizmden çok rahatsız olanlar var.

 SORSANIZ ‘MEVZUATA UYGUN’DUR..

 Rahatsız demişken.. Aman iyi ki kimseye bir sey olmadı. Zira bir zorunluluk halinde İTÜ’nün konser alanından çıkış pek zor. Hele konser bitiminde insanlar birbirlerine yapışık vaziyette ilerlerken Allah korudu. Acil bir durum olsa izdiham çıkabilirdi. Sorsanız her şey ‘mevzuata uygundur’ orada da. Can güvenliğinin mevzuatın ötesinde insani ve vicdani bir sorumluluk olduğunu içselleştirmek gerekiyor. Bizde tedbir yerine bol bol mazeret Tellerle cevrili alanda bir küçücük çıkış kapısından fazlası lazım İTÜ’ye .

EFOR HARCAMAYA NİYETLİYSENİZ…

  • Konserde sanatçıyı ne kadar önden izleyebileceğiniz, olaya ne kadar ‘adanmış’ olduğunuza bağlı. En iyi biletler Diamond Circle biletleriydi. Sahnenin en önünde, sahada ayakta duracaksınız. Ya saatler öncesinden gelip en önlere yerleşmelisiniz– ve her ne şartta olursa olsun yerinizi asla terketmemelisiniz. Ya da bir kaç bin kişilik insan denizinde sıkışıp arkalarda kalmayla yetinmelisiniz. Kapılar açılır açılmaz gireyim diyorsanız izdihamı göze alacaksınız. Ya da zaten pahalı biletin üzerine biraz daha vererek erken giriş hakkı kazanacaksınız.Biz çoluk çocuk toplam 7 kişiydik. 9’da sahneye çıkacak Justin için dünyayı durduracağını bilsem de beni hiç bir kuvvet saat 4, 5 gibi sahaya sokamazdı.. Haliyle 9’a 5 kala bütün grup yerleştik. Elbette Diamond Circle’ın en arkasında yer bulabildik. Bu dediğim sahneye en az 50 metre. Justin’i ancak uzaktan görebildim; çoğunlukla dev ekrandan
  • Dediğim gibi.. Ne kadar adanmış olduğunuza bağlı. Böyle konserlerde önden yer kapıp saatlerce tuvalete gitmeyen tanıdıklarım da var.  Sahne önündekiler keyifle eğlenir, Justin Timberlake Türkçe “Sizi seviyorum Türkiye!” derken sanatçıya sempatim bir o kadar arttı.

EN PAHALI BİLETE DEĞER Mİ?

  • Bunu dedim ama… Bilet fiyatı 750 TL, değdi mi diye soracak olursanız…  İTÜ’nün bitmek bilmeyen yollarında yürümesi, ezilme tehlikesi, sonsuz sigara dumanı arasında..

Televizyondan izlemeyi tercih ederdim sanki.

Benzer Yazılar

Vizyondaki ‘Herkül’den…

/
Kötü adam olduğu sonradan anlaşılan kişi Herkül’e diyor…

“Oturmak Öldürüyor”

/
Depresyon demişken hemen ekleyeyim.. Uzun süreli oturmak insanı…

Müdürünüz ‘Kötü’yse…

/
Stres günümüzün en önemli sorunu. American Stress Enstitüsü’nün…

Anlayanlar Anlamayanlara Anlatsın...

/
Ayakkabı üreticileri “Çin’den gelen kalitesiz ve ucuz…

Özge’yi Sevmek Böyle Olmaz

/
Engin Altan Düzyatan’ın düğünü dolayısıyla sosyal medyada…

Zannedersiniz Obama..

/
Bir AVM’den çıkıyorum. Kapıda takım elbise giymiş üç…

Her Eleştirene ‘Sen Kimsin ki?’

/
Seda Sayan olayına girmeyecektim. Ne var ki kendini savunmak…

Bu Kadar Dert Varken

/
Pazartesi stres ve beyin dalgaları hakkındaki yazım üzerine…

İtidal

Ülkece çok zor bir dönemden geçiyoruz.

İddiaların havada uçuştuğu, kılıçların çekildiği…

Demokrasi, ve özgürlük adına endişelerin tavan yaptığı.

Sanki her geçen gün yeni bir iddia depremiyle sarsılıyoruz. Böyle zamanlarda önce bir sakin olup, mümkün olduğu kadar bilgilenmek gereğine inanırdım. Şimdi inanın hangi bilgiye ne kadar güveneceğimi şaşırdım.

Karar verdim:

En iyisi, bir yargı oluşturmaya bile çalışmamak. Beklemek. Gerçekler hemen yarın olmasa da elbet bir gün ortaya çıkacak çünkü.

Bu arada..

Kılıç çekmeyelim. Kan akıtmayalım. Küfretmeyelim. Saldırmak yerine, olan biteni anlamaya ve kavramaya çalışalım. Referansımız tuttuğumuz kişi, parti, ya da kurum değil, evrensel doğrular olsun.

Adil olalım. Ki, kendimize saygımızı yitirmeyelim. 

 Sarsılmaktan yorulduk, ama… Yerküre elbet bir durulacak. Bu depremler de bitecek. İnanın bitecek.

Türkiye Cumhuriyet’inin üzerinde yükseldiği sağlam temellere güvenim tam.

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…

Neden Su Yerine Benzin?

Bu tahammülsüzlük daha nereye kadar?

İnsanların fikrini, duruşunu, görüşünü ifade etmesinden bu kadar çekinmek niye?

Bıraksaydınız isteyenler Gezi olaylarının birinci yıldönümünü ansalardı, ne olurdu?  Cumartesi gününden üstümüze kalan yine koca bir beis bulutu- sokaklara sürülen 25 bin polis, fotoğraf karelerinde sürüklenen, itip kakılan protestocular. Kadınlar.. Ve hatta çocuklar.. Yaka paça gözaltına alınan iki çocuğun fotoğrafına hala inanamayarak bakıyorum. Yaşları en fazla 12 olmalı. Polise bilye atıyorlarmış. Yahu bir o çocuklara, bir de bizim tam teçhizatlı çevik kuvvete bakar da insan bir utanır. Söyleyecek söz bulamıyorum.

Hükumetin sinirine dokunan belli başlı olaylarda hükumetle aynı safta yer almayan herkes muhalefetinin şiddetine göre karşılık buluyor.  Hükumet onlara ya en hafifinden ayar veriyor, ya da bastırmak, susturmak, sindirmek için elinden ne geliyorsa yapıyor. Bunu da en doğal hakkı görüyor. Karşıt görüş dile getiren herkesin ‘dış güçlerin piyonu’, Türk ekonomisine zarar verme amacı taşıyan hain insanlar olduğu düşüncesi hakim. Eleştiriye, muhalif düşünce ve ifadeye bu tahammülsüzlük, toplumsal olarak bizi gitgide kutuplara savuruyor. Toplumun bir kesiminin sesini duyuramaması, adeta basıncını boşaltamayan bozuk bir düdüklü tencere gibi, içinde yaşadığımız bu coğrafyayı gün be gün patlama tehlikesine yaklaştırıyor.

Bu gerginlikleri çıkaranlar kimlerdir, içinde yabancı devletlerin istihbarat güçleri var mıdır yok mudur bunu bilemem. Bizim elimiz başka coğrafyalarını nasıl karıştırıyorsa siyasi çalkalamaya çok elverişli bu topraklarda da ne uluslararası oyunlar dönüyordur. Benim anlamadığım… Hükumet neden bu gerginlikleri dindirmek yerine muhalif seslerin üzerine adeta benzin döküyor?  Kendi gibi olmayanı sindirme- bezdirme- susturmaya değil, kızdırma- çıldırtma- kışkırtmaya yarıyor artık bu tahammülsüz tavır.

Ya görmüyorlar, ya görmek istemiyorlar.

Toplumumuz, ülkemiz adına ne esef verici. Toplumsal barış tehlikeye girdikten sonra, her taraf inşaat olmuş yurdum yollarla, ekonomik kalkınmayla dolmuş, ne fayda.

Benzer Yazılar

Böyle Detoksa Can Kurban

/
Kate Moss ve Naomi Campbell’ın Bodrum sevdasını anladım…

Komedyenler… Ve Manik Depresif Bozukluk..

/
“İnsanlar ne derse desin, sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir”…

Als'ye Dikkat

/
 ‘Bir kova buz’ kampanyası tüm dünyada çığ gibi büyüyor.…

Teşhir ve Taciz Mevzusu…

/
Yasemin Allen, Bebek’te Arap bir adamın tacizine uğramış. Bir…

Lady Gaga.. Wow..

/
Uzun zaman sonra ilk kez bir konser bana “İyi ki gelmişim” dedirtti. O…

Haberin Mutlu Edeni…

/
Türkiye’de neler olup bitiyor bilmek için internet bağlantısı…

Depresyondayken Derdin Hafifi Yok.

/
Bir çok kişinin hayatları hakkında şikayetine maruz kalıyoruz.…

Off ki Ne Off…

/
Kırk beş gün önce kapatılan, on beş gün önce yeniden…